1988 ‘in ilkbahar aylarının birinde bir çarşamba günü dünyaya geldi.

-

O zamanlar Adana’ya bağlı olan Osmaniye ilçesinde dünyaya geldi. Okumayı, sayı saymayı, çarpım tablosunu kendi kendine öğrendi. Öğrenim hayatına altı yaşında ilkokul birinci sınıfı atlayarak ikinci sınıftan başladı.

Her şeyi merak eden, sorgulayan bir çocuktu. Ders çalışmayı, yazı yazmayı sevmese de öğrenim döneminde başarılı bir öğrenci oldu.

Anne-babası devlet memuru emeklisidir. İki çocuklu ailenin büyük oğludur.

-

Anne ve babası yıllarca devlet memuru olarak çalışmış, annesi belediyeden emekli memur, babası emekli sağlık memurudur. Kardeşi ülkenin önde gelen inşaat firmalarından birinde çalışmakta olup başarılı bir inşaat mühendisidir.

Babası ve kardeşi ile zaman zaman düşünce ayrılığına girmişse de kişiliğinin oluşumunda annesinin payının büyük olduğunu her zaman dile getirmektedir.

Lisans Eğitimini Çukurova Üniversitesi Maden Mühendisliği’nde yaptı.

-

Hayatındaki hemen hemen her şeyi öğrendiği yıllar üniversite yıllarıdır. Üniversiteye başlamadan önce siyaset düşünmüş olsa da, üniversiteye başladığında “devrim” adı altında “terör örgütü” bayrakları taşıyan öğrencileri görünce siyasete girmeyi aklının ucuna bile getirmedi.

Hayatı boyunca siyasi bir tartışmaya girmedi, insanların siyasi tartışmalar yüzünden bir biriyle kavga etmesine hiç anlam veremedi.

Ayrım yapmadan insana insan olduğu için değer veren bir anlayışa sahiptir. Kişileri maddi durumlarını ve mevkilerine göre hiç bir zaman ayırmadı. Kimsenin kimseden üstün olmadığı, kimsenin de kimseden eksik olmadığı düşüncesiyle insanlara yaklaştı her zaman.

Hayatı boyunca belirli dönemlerde hatalar yaptığını kabul eden, bunları söylemekten çekinmeyen bir yapısı vardır.

Hayatı boyunca kazancını, işini, sevdiklerini ve düşüncelerini hiç bir zaman saklama gereği duymamış, şeffaf ve açık yürekli olmanın bir çok sorunu çözeceğine inanmaktadır.

Bazı hassas olduğu konular vardır.

AİLE: İnsan ailesini seçemez. Kaderdir. Aile hayatın başladığı, seni sen yapan şeydir. Hayatta ne başarmış olursan ol mutlaka bunda ailenin payı vardır.

ÇOCUK: Çocuk saflığı temsil eder. Gelecektir. Senden ne alırsa dışarıya onu yansıtır.

EV: Evi insanın bütün mutluluklarını, bütün hüzünlerini yaşadığı yerdir. Ailesi onun içindedir. Bir çok kişi saçma olduğunu düşünse de “ev”, maddiyat olarak görülemeyecek bir varlıktır.

VATAN: Yıllarca okutulan tarih derslerinden bu vatan için ne bedeller ödendiği, vatanı savunmak için mehmetçiklerin uğruna şehit olduğu insanın içinde doğup-büyüdüğü toprakların kutsallığı asla tartışılamaz.

DEVLET: Anne ve babası devlet memuru emeklisi olan her insan devletteki işleyişi az ya da çok bilir. Türk devleti çok büyük bir devlettir. Bu devlet her daim art niyetle yaklaşan her kim olursa olsun cevabını vermiştir, vermeye de devam edecektir.

Sahip olduklarının farkına varıp, değerini bilmek gerektiğini düşünür. İnsanları kırarak ya da karşısına alarak bir yere varamayacağını bilir.

Her daim açık sözlü ve şeffaf olduğu için ve insanlara doğruları söylediği için çevresinde gerçekten değerini bilen kişiler dışında pek kimse yoktur.

İnsanın egosunu tatmin etmek için yaşadığını bilir. Evlenip yuva kurma durumu şu an için görünürde olmadığından tek düşüncesi vatanı ve milleti için faydalı bir şeyler yapmaktır.

Hayatı boyunca maddi değerlere önem vermemiştir.

Bir çok insan tarafından başarı olarak kabul edilmeyecek ama kendi açısından başarı olarak kabul ettiği bir kaç şey vardır.

  • Altı yaşında okumayı, sayı saymayı, çarpım tablosunu kimseden yardım almadan öğrenmesi.
  • 12 yaşında henüz internet ülkemizde çok yeniyken kimsenin yardımı olmadan bir devlet kurumu için web sitesi yapması.
  • 22 yaşında iken kimsenin yardımı olmadan ilk arabasını alması. (Halen kullanmaktadır.)
  • 25 yaşında kimsenin yardımı olmadan reklam ajansını açması,
  • 30 yaşında kimsenin yardımı olmadan 5 mühendisi istihdam etmek suretiyle kendi şirketini kurması

Kırmızı çizgileri vardır.

  • Kendisinden zayıf olanı hiç bir zaman rakip olarak görmez.
  • Maddiyata önem vermez. Hayatı boyunca maddiyatın bir şekilde kazanılacağını ancak manevi değerlerin her zaman kazanılamayacağı düşüncesindedir.
  • İnsanları kullanmaz. İnsanlarla olan ilişkilerini çıkar üzerine kurmaz.
  • Şeffaf yaşar. Hata yaptıysa hatasından utanmaz.
  • Bir insan ya yanındadır, ya karşısında. Arkandayım deyip, çeşitli oyunlara giren insanlardan nefret eder.
  • Sebebi ne olursa olsun, kimsenin kimseyi ezmeye hakkı yoktur. Görürse dayanamaz.
  • Bir insan yardım istediğinde, imkanları dahilindeyse asla geri çevirmez.

Onun düşüncesine göre kişiler sevdikleri ve uzman oldukları alanlarda çalışmalılardır.

İki ana sektörde çalışmalarını sürdürmektedir.

  • Bilişim
  • Madencilik

İnsana insan olduğu için değer vermiştir.

Günümüzde insanlar bir birlerine karşı davranışlarında, ilk karar mekanizmasını dış görünüş ya da toplumsal konuma göre oluşturmaktadır.

Ancak bunun ne kadar doğru olduğu tartışılmaktadır. Biraz daha derine inildiğinde, karşısındaki kişinin hangi şartlarda bulunduğu noktada olduğunu ilk bakışta bilmek mümkün olmadığından, insana önce insan olarak değer vermek gerektiğini düşünmektedir.

Paylaşmak önemlidir.

Paylaşmak büyük bir güzelliktir. İnsanın dertlerini, hüzünlerini, sevinçlerini, başarılarını ve bilgisini bir başkasıyla paylaşması dünyayı daha da güzelleştirmektedir .

Paylaşmak insan olduğumuzu hatırlatır. Bağları güçlendirir…

Her çocuk bir umuttur.

Çocuklar bizim geleceğimizdir. Her çocuk saf olarak dünyaya gelir. Sizden gördüğünü dünyaya yansıtır. Belki de fazla gelir bir çok insana ama, çocuklar dokunulmazdır.

Her anne baba çocuklarını vefa duygusuyla, saygı ve sevginin ne demek olduğunu öğreterek yetiştirmelidir.  Vatanına ve milletine yararlı olması gerektiği bilinciyle yetişen, devletine saygılı çocuklar her zaman bu ülkenin aydınlık geleceği olacaktır.

Her karanlığın sonu aydınlığa çıkar.

İnsanın başına yaşamı boyunca her şey gelebilir. İyisiyle kötüsüyle kabullenmek zorundayız. Ancak, mücadelen haklı, yolun doğru, sen de doğru biriysen asla pes etmemelisin. En azından ONUR ‘ unla ölürsün.

ONUR kavramı şeref ve gururla karıştırılmaktadır. ONUR kişinin kendi benliğine duyduğu saygıdır. Şeref diğer insanlara karşı itibarıdır. Doğruyu yaptığına inanan kişi, gün gelir gururunu, şerefini bile haksız yere yitirebilir. Ancak ONUR kavramı kişinin kendi içinde yaşadığı bir kavram olduğundan bu kavrama ters düşmek bazı insanlar için en acılı ölümden daha beterdir.

Karşına çıkacak engelleri bir bir aşacak güçtesin. Sana inanan insanların var olduğunu unutma. Bazı insanlar geç anlaşılır. Sen de onlardansın. Keşke daha erken anlayabilmiş olsaydım. Allah yar ve yardımcın olsun...

T. S.

Sen her zaman en çok düşünen ama en olgun kararı veren kişi oldun. Elbette ki senin her daim yanında olacağım. Unutma senin kimseye ihtiyacın yok. Bu senin yalnız yürüyeceğin bir yol. Asla pes etme. Sana güveniyorum...

A. S.

Seni ilk gördüğümde üniversitedeki ilk haftamdı. Dersin ortasında fizik hocasına "Bu gerçek hayatta bizim ne işimize yarayacak?" demiştin. Hoca da cevap veremeyince çıkıp gitmiştin. Hep dik durdun ya. Hep böyle kal. Helal olsun.

U. C.