1 yıldan fazla süredir içinde bulunduğum durumun, düşünüldüğünde çok karmaşık bir komplo olduğu tarafımdan ortaya çıkarıldığı için gayet memnunum.

Ancak;

Tüm yaşanılanlar ışığında, bu konuyu enine boyuna her şekilde ispatlama görevi yine tarafıma düşmektedir.

Zira, bu konuyu sadece ben ispatlayabilirim. Çünkü kurulan komplo sisteminin baş rolüne beni koymuş Rothschild Ailesi.

Bu konuyu buraya taşımak zorunda kalmamın nedeni ise Rockefeller Ailesi’nden birinin ya da Kurtlar Vadisi’nde “Amon” karakteriyle temsil edilen kişinin bana halen ulaşmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Zaten başka kimseye de bunu ispatlamak gibi bir gaye içerisinde değilim.

Bu konunun ispatının yüz yüze yapılmasının daha uygun olduğu aşikar olup, böyle bir yaklaşım olmamasından dolayı, açıklanan şeylerin sonunda sorulabilecek soruları kendim sorup kendim cevaplamayı planlıyorum.

Her ne kadar halen ölümle ve hapise atılmakla tehdit ediliyor olsam da, söz konusu tehditlerin şahsım adına artık bir öneminin kalmadığını söylemem gerekiyor. Bu süreçte benim için önemli olan tek şey onurlu duruşumu kaybetmemekti. Halen de bu duruşumdan taviz vermemiş olmak benim için her şeyden daha önemli.

Söz konusu Rothschild Ailesi’nin kurmuş olduğu bu komployu ortaya çıkarıp, onların bütün dünyaya söyledikleri yalanı onların karşısına çıkarmış olmak yeter de artar bile.

Bir şeyi en baştan söylemek gerekir ki;

Bildiğim her şeyi okuduğum kitaplardan, izlediğim ve Rothschild yapımı olduğuna emin olduğum film ve dizilerden, bilgisayara olan ilgimden çözmüş bulunmaktayım. Buna ek olarak dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu da göz önünde bulundurduğumuzda her şey apaçık ortaya çıkmakta.

Tüm bu yaşananların öncesinde ne dinler(hristiyanlık, musevilik ve antik mısır), ne siyaset(siyonizm, komunizm, sosyalizm), ne de birilerinin dünyayı nasıl yönettiği zerre kadar umrumda değildi.

Her şeye rağmen onların bu komplosunu daha başlamadan tek başıma ortaya çıkarmış olmak benim için yeterli. Bütün oyunları ve kurmacalarıyla, çevremdeki herkesi satın alarak, tanıdığım herkesi bana düşman etmiş olmalarına rağmen, inanılmaz bir psikolojik baskı altında bu komployu çözmüş olmak benim için her şeyden daha önemli.

Son olarak, tekrar etmek suretiyle, bu açıklamaları yapabileceğim başka bir platform olmadığı için buradan yapmak zorunda olduğum iyi bilinmelidir.

Umarım, bu açıklamalardan sonra sahte mesih dosyası bir daha açılmamak üzere kapanır.

Onurum hayatımdır!

Rothschild Ailesi’nin dünya sahnesine çıkış tarihini biraz araştırdım.

1590 yılına dayanıyormuş.

Ayrıca okuduğum kitaplara göre ise komunizm ve siyonizm gibi fikirlerin doğmasına sebep olmuşlar.

Kitaplardan öğrendiğim şey ise Yahudi Protokolleri’nin bu aile tarafından ortaya konulmuş olduğudur. Yani kitaplara göre Yahudi Tarihi Rothschild Ailesi ile başlıyor.

Buraya kadar her şey normal gibi görünüyor olsa da;

Okuduğum şu satırlar bende başlıca şüpheye sebep olmuştur.

“Amerika ve dünyada 1893 yılında yaşanan ekonomik panik ise Rothschild Ailesi ve  başka bir Yahudi aile olan Baring Brothers arasındaki rekabet sonucu ortaya  çıkmıştır. Bu dönemde Rothschild Ailesi, Baring Brothers’ı yok etmek istemiştir. (George Armstrong Rothschild Para İmparatorluğu Derin Yahudi Devleti Sayfa 51)”

Yani Rothschild ailesi 1893 yılında karşılarına çıkan başka bir Yahudi aileyi yok etmiştir.

Aynı kitabın başka bir kısmında ise;

“Amacımıza hizmet ettiği sürece yalan, ihanet ve rüşvete devam etmeliyiz. Siyasette bize güç kazandıracak şekilde başkalarının servetlerine el koymayı öğrenmeliyiz.Yahudi Protokolleri 2 (George Armstrong Rothschild Para İmparatorluğu Derin Yahudi Devleti Sayfa 51)”

Benim buradan anladığım ise;

Aile kökenlerine yani Mayer Armschell Rothschild’in koyduğu kurallara dahi sonuna kadar bağlı olan bu aile yalanı ve ihaneti bir yaşam biçimi olarak kabul etmiştir ve dünya hakimiyetine giden bu yolda yalan ve ihanete devam etmek gerektiğini protokollerine yansıtmışlardır.

Başka bir kitapta ise;

“İşte bu yüzden Siyonistler Derin Dünya Devleti vasıtası ile dolara bilinen $ işaretini bu gaye ile vermişlerdir. Nitekim ( I ) çizgisi siyonist sembollere göre dünya hakimiyetini ifade etmektedir. (S) harfi ise yine siyonist inançlara göre “kuyruğunu ısıran yılanı” simgelemektedir. Siyonist inançlara göre yılan kuyruğunu ısırdığı zaman zafere ulaşılacaktır. (Kursad Berkkan Rothschild Para İmparatorluğu Sayfa 24)”

şeklinde bir ifade ile karşılaştım.

Doğrudan parayı yöneten bir aile dünya hakimiyeti için tüm sembolleri kullanmayı ihmal etmemiş.

Ayrıca 1 doların üzerindeki tamamlanmamış ve üzerinde tek göz bulunan piramit Eski Mısır Tanrısı Horus’un tek gözünü simgeler. Efsaneye göre Horus, Seth’i devirdiğinde bu piramit tamamlanacak ve dünya hakimiyetine ulaşılacaktır. Bu konuya 6. bölümde daha detaylı değineceğim.

Ayrıca;

İçinde bulunduğumuz durumu değerlendirdiğimizde Rothschild Ailesi’nin dünyaya kurmuş olduğu bu sahte mesih komplosu da onların dünya hakimiyeti planını çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Zira mutlak dünya hakimiyetine ulaşmaları için önlerindeki tek engel Rockefeller Ailesi ve Amerika’nın silahlı gücüdür.

Burada akıllara şu soru gelmektedir. Nasıl bir yönetim şekliyle dünyayı yönetmek istiyorlar?

Şu anda Türkiye’deki yönetim biçimi ile tamamen aynı. Kısaca değinecek olursak;

  • Silahların gölgesi olmadan,
  • Kullanacakları insanların açıklarını bulup tehdit ve şantaj yoluyla onları korkutarak,
  • Kendi sistemleri sayesinde edindikleri bilgiler doğrultusunda devlet ve hükümet kadrolarına tamamen sistem yanlısı insanları yerleştirerek,
  • Ülkenin ekonomisini(vergi, dış borç vs.) kontrol ederek ve halkı fakirleştirmek suretiyle kendilerine ekonomik anlamda muhtaç ederek,
  • Halkı yönetimden koparmak suretiyle medyadan varsa kötü gidişatı yansıtmayarak,
  • Sosyal medya ve medya üzerinde algı operasyonlarına devam ederek.
  • Karşıt görüşlü insanlara ceza dayatmaları yaparak,

Başlıca yönetim anlayışları budur. Sonuç olarak istedikleri şey ortaya tek tip insan modelinin çıkması ve bu insan modelinin yönetime baş kaldıramaması esasına dayanır.

Kurmak istedikleri dünyayı yönetme sisteminde ise silahlara gerek yoktur. Devlet ve hükümet yönetimlerini ele geçirmeyi ve tamamen kendi kadrolarını oluşturmayı düşündükleri için kendilerine baş kaldıracak kimse kalmayacaktır.

Siyonizm’in temellerini oluşturan bu anlayış ile bunu şu an Türkiye’de uygulamaktadırlar. Dünya tarihinin en asi ırkı olan Türklerde bu yöntem başarı ile uygulanabilmekte ise dünyanın geri kalanında da başarı ile uygulanma ihtimali çok çok yüksektir.

Yani Rothschild Ailesi’nin tarihine baktığımız zaman tamamen bu yönde ilerledikleri rahatlıkla görülebilmektedir.

Yakın bir zamana kadar bütün azınlıklar ile doğrudan olmasa bile dolaylı yoldan temas halindedirler. Terör örgütleri, devrimciler, milliyetçiler, insan hakları örgütleri vb. gruplar ile bir şekilde bağlantıları vardı. Eylem yapabilecek ve belirli bir kitleye sahip tüm grupların içerisinde  mutlaka o kitleyi yönlendirebilecek kilit isimlerle temas halindedirler. Bu yönleri ile kendilerini “şeytanla anlaşma yapmış” olarak kabul ederler.

Bunu yapmalarındaki amaç ise ülkelerdeki azınlıkları vakti ve yeri geldiğinde ayaklandırmak suretiyle ülke yönetimlerine zorluk çıkarmak, göz dağı vermek ve gerektiğinde ise hükümetleri istifaya zorlayacak derecede kullanmaktır.

Yani buradan anlaşılması gereken şey kısaca;

Tarikatlar, siyasi gruplar, terör örgütleri, dernekler, sendikalar ve taraftar grupları dahi Rothschild Ailesi’nin dolaylı yoldan temas içerisinde olduğu gruplardır.

0 GİZLİLİK

Rothschild Ailesi’nin yapısı temelde gizlilik esasına dayalı olsa da, kendilerinden bir şeyin gizlenmesine izin vermezler.

Bunu yapmalarının sebebi aslında basit gibi görünmektedir. Ancak özünde tamamen ülkeleri ve dünyayı yönetmek için gerekli bir bakış açısı olduğu bilinmelidir.

Çünkü onlara göre “Tanrı her şeyi görür, duyar.”

Bunu da tüm bilgisayarlardaki verilere, mikrofon ve webcamlere istedikleri gibi erişerek yapmaya başlamışlardır.

Başlangıç itibariyle, kullanmak istedikleri ya da sistemin karşısında duran kişilere dair edinmek istedikleri istihbarat bilgisayarlardan sağlanmış olup istedikleri istihbarat ağını kurmaya yeterli olmamıştır.

Dünyanın En Büyük İstihbarat Ağı Google ve Apple

Android ve IOS işletim sistemine sahip telefonlarda ekran kaydı sürekli olarak yapılıp İrlanda’daki merkezden kontrol edilebilmekte.

Böylelikle;

Herhangi biri hakkında özel olarak istihbarata sahip olabilmekteler. Nerelerde bulunmuş, kimlerle görüşmüş, kimlerle mesajlaşmış, medyada çıkan haberlere ne tepki vermiş, sosyal medyada gezinirken nelerle ilgilenmiş gibi bir çok konuda fikir sahibi olup herkesin zaaflarını tek tek tespit edebilmekteler.

Böylelikle The Matrix filminde de anlattıkları gibi sıradan bir insan dahi bir anda onlar için kullanılabilir bir ajan haline gelmekte.

Kişilerin paraya ya da mevkiye olan zaaflarını özellikle çok iyi bilip kullanmaktalar.

En Gizli Sırlar Bile Bilinmekte

Kişilerin bilgisayar ya da cep telefonlarında VPN (Virtual Private Network) kullanımında dahi internet üzerindeki erişimlerine ulaşabilmekteler. Çünkü popüler VPN ağlarınının kontrolü kendi ellerinde.

DeepWeb Aldatmacası da Bir Rothschild Ürünü

Kişilerin tamamen gizli olduğunu düşündükleri deep web ise tamamen bir aldatmacadan ibaret. Tamamen Rothschild yapımı olduğuna emin olduğum deep web aldatmacası ise kişilerin en karanlık sırlarının dahi ortaya çıkarılması için yapılmış bir düzenekten başka bir şey değil…

Sonuç olarak;

Konuyu çok fazla dağıtmadan sözün özüne dönmek gerekirse,

Rothschild Ailesi, herkesin en mahrem sırlarını dahi bilerek ve bunu kullanarak istedikleri kişiyi istedikleri platformda yönlendirme imkanına sahipler. Yahudi Protokolleri’nde ise;

Planımızın başarıya ulaşması için destekleyeceğimiz liderlerin geçmişinde kara lekelerin olması gereklidir. Bu liderler sırlarının açıklanmaması karşılığı bizi destekler ve amacımıza hizmet ederler. İnsan karakteri elde edilen imtiyaz, avantaj, onur, güç ve para kaybını istemez. Protokol 10’dan alıntı (George Armstrong Rothschild Para İmparatorluğu Sayfa 107)

şeklinde belirtmişler zaten.

Hükümetleri ve devlet yönetimini istedikleri gibi kullanmak suretiyle vergi ve ülkenin para biriminin değerindeki oynamalar ile bir ülke kolaylıkla fakirleştirilebilmektedir.

Tüm bu ekonomik krizler hırsızlık,, soygunculuk ve dünyada Yahudi hükümdarlığını kurmak için yaratılmışlardır. (George Armstrong Rothschild Para İmparatorluğu Sayfa 52)

Onlara göre bir ülkenin ekonomisini kontrol edersen o ülkeyi kontrol edersin.

Dolayısıyla tamamen ekonomik yaptırım ve kendi kurdukları istihbarat sistemine dayalı bir dünyayı yönetme planları vardır.

Tüm bunları göz önünde bulundurarak,

Amerika’nın bir oyunun içerisinde olduğunu görmek çok zor değildir. Dünyayı yönetmek için ise önlerindeki tek engel Amerika’nın tam kontrolünü ele geçirmek, Rockefeller Ailesi’ni yok etmek ve Amon’u ortadan kaldırmak ile aşılacaktır.

Tek İdeoloji

Tek bir ideolojileri vardır. O da zafere giden her yol mübahtır. Bu yüzden yalan ve ihanet dahil her şeyi kullanırlar.

Görünüşte Siyonist bir bakış açısına sahip oldukları görünür, ancak diğer tüm ideolojiler gibi Siyonizm de onların dünya hakimiyetine ulaşmaları için gerekli bir ideolojidir. Bu konuya 4. kısımda daha detaylı değineceğim.

Dinle alakaları yoktur.

Aşırı dindar bir aile olan Rothschild Ailesi kendilerine göre Tanrı’ya olan sözünü yerine getirmiştir.(Kursad Berkkan Rothschild Para İmparatorluğu)

Dindar gibi görünseler dahi tüm yaşanılanları objektif olarak değerlendirdiğimde ortaya çıkan sonuç dinleri de kendi istedikleri gibi çarpıtarak kullanmalarıdır.

Kendilerini Eski Mısır firavunları ile bağdaştırmaları da bunu desteklemektedir.

Ancak kitaplarda yazan ve benim anladığım kadarı ile Masonları, Vatikan’ı ve BAE’yi kontrol altında tutarlar.

E tabi bu komployu kurabilmek için hepsini kontrol altında tutmaya ihtiyaç olduğu aşikardır.

Din=Para denklemini çok iyi bilip kullanmaktadırlar.

Malum tüm bu kargaşanın içerisindeyken okuduğum kitaplardan Amerika’nın tarihi hakkında biraz bilgi sahibi olma fırsatım oldu.

Amerika’nın keşfi olarak adlandırılan tarihte Kristof Kolomb’u Osmanlı Devleti’nin akınlarından korunmak için yeni bir kıta arayışı nedeniyle Rothschild Ailesi’nin teşvik ettiği bilgisine ulaştım.

Ayrıca 13 koloninin bağımsızlık hareketini de Mayer Amschell Rothschild desteklemiş bilgisi mevcut.

Bu bilgilerin doğru ya da yanlış olmasının benim açımdan pek bir önemi yok açıkçası. Ancak doğru olması durumunda taşlar yerine oturmakta.

Rothschild Ailesi dünyanın hakimi olmak için yeni bir devlet arayışı içerisine girmişler.

Bunun nedeni de aslında kendilerine göre ilk insan olan Adem ve Havva’ya dayanmakta.

Hikayeye göre cennette Adem yenilmesi yasaklanmış olan elmayı yemiştir. Ancak onu bu suçu işlemeye teşvik eden ise Havva’dır.

Bu açıdan baktığımızda görünüşte hatta bütün insanların algısında sessiz sakin bir İngiltere vardır.

Amerika ise suçu işleyen ve suç odağı haline gelmiş, insanların algısına korkutucu olarak yerleşmiştir.

Bu yüzden İngiltere’nin sembolünü kraliçe oluştururken, Amerika’nın bugüne kadar ki tüm başkanları erkektir.

Konuyu dağıtmadan,

Yazılanlara göre Amerika’nın tarihi oluşumunu değerlendirdiğimde, Rothschild Ailesi’nin Amerika’nın kurulduğu tarihten itibaren devlet ve hükümet yapılanmalarına hakim olduğu sonucu ortaya çıkmakta.

Bugün Amerika’yı silahsızlandırarak, dünyaya hakim olma planlarını ilerletmek isteyen bir Rothschild Ailesi olduğuna göre, Amerika’nın silahlanması ve güçlenmesi Rothschild Ailesi’nin bir planı olduğu fikrini ortaya çıkarıyor.

Peki ne için?

Tabi ki başta Avrupa olmak üzere Ortadoğu ve Asya üçgeninde tamamen kendi ekonomik sömürü sistemini kurabilmek için.

Onların sisteminde başlıca bankalar yoluyla olmak üzere bir çok yoldan her gün insanlar hatta ülkeler fakirleşmekte.

Amerika’nın bu kadar büyük bir güç olmasının caydırıcı bir faktör olduğunu ve kendi ekonomik sistemlerini ülkelere dikte etmek için kullandıklarını tarihi çok fazla araştırmadan da öğrenebilirsiniz.

Bugün gelinen noktayı değerlendirirseniz yapılan her şeyin bu ekonomik ve istihbarat sistemini kurabilmek için olduğunu görmek çok da zor olmayacaktır.

John F. Kennedy Suikasti’nden sonra dünya hakimiyetine olan düşüncelerini yansıtmaktan çekinmeyip, 1 doların üzerine Eski Mısır Firavunu Horus’un tek gözünü ve Mısır piramitini koymaktan da çekinmemişlerdir.

Tamamlanmamış piramit henüz erişilememiş dünya hakimiyetini temsil etmektedir.

Amerikan Doları’nın üzerinde olması da Amerika’nın tamamıyla kontrolü sağlanması suretiyle dünya hakimiyetinin ele geçirileceğini belirtmektedir.

Ayrıca;

John F. Kennedy suikastinden sonra zaten kendilerinde olan Amerikan Doları’nın basım yetkisi de bir daha itiraz edilmemek suretiyle kendilerinde kalmıştır.

Benim bu olaydan anladığım ise Amerika’nın devlet ve hükümet yapılanmasında tamamen söz sahibi olabilmek adına Rothschild Ailesi tarafından bilinçli olarak John F. Kennedy başkanlık koltuğuna oturtulmuştur.

Daha başkanlık koltuğunda oturmadan suikast sonucu ölmesi planlanmış ve kendisinden sonraki yönetimlere göz dağı verilmiştir.

Amerika’nın algısı başarılı bir Rothschild operasyonuyla kontrol altına alınmış gibi görünüyor.

Bu aşamadan sonra ise,

Amerika dünyanın süper gücü haline gelmiştir. Elbette David Rockefeller’in gölgesinde…

Elbette ki bu süreçte karşı karşıya olmam istenen kişinin kim olduğunu araştırmam gerekliydi.

David Rockefeller’in kim olduğunu araştırırken sadece karşıma çıkarılan görseller ve diğer yazıları değerlendirmiş olsaydım David Rockefeller şu anda dünyanın en kötü insanıydı.

Ancak Rockefeller Ailesi’nin tarih sahnesinde nasıl yer alıp bu kadar güçlendiğini araştırdığımda ise kritik bazı sonuçlar ile karşılaştım.

Malum, ben bu araştırmaları yaparken Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Rockefeller Ailesi ile Rothschild Ailesi’ni ayrılmaz bir bütün gibi bana yansıtmaktaydılar.

Aklımı karıştıran şey ise tüm günahların odağı Rockefeller Ailesi gösterilirken Rothschild Ailesi’nin kendilerini sudan çıkmış ak kaşık gibi göstermeleriydi.

Wikipedia’dan ve kitaplardan okuyarak öğrendiğim kadarıyla J. Davison Rockefeller çok zeki ve hırslı bir kişiliğe sahipmiş.

Amerika’da petrolü rafine ederek bir çok rakibini egale etmiş ve demiryollarının yönetimini başarılı ticari hamlelerle himayesine geçirmiş.

Düşünüldüğünde ise başarılı bir ticari geçmişe sahip olduğu aşikar olan bir adam.

Rothschild Ailesi ile Rockefeller Ailesi’nin yollarının ne zaman kesiştiğine dair kesin bir bilgiye ulaşamadım.

Ancak;

Kitaplardan öğrenebildiğim kadarıyla 1879 yılında Amerika’da petrol piyasasını ticari zekasını kullanarak tekelleştirmeyi başaran J. Davison Rockefeller’in şirketi Standart Oil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış. 

Standart Oil’e karşı kartel davası açılmış. (Rockefeller Ailesi Ölüm İmparatorluğu – Ali Kuzu)

Bu aşamada J. Davison Rockefeller yasal ve yasal olmayan her imkanı kullanmış ve Standart Oil şirketine zarar gelmeden kurtulmuş.

Daha sonrasında ise Standart Oil tröstleşmeye başlamış.

Benim yorumum ise Rothschild Ailesi bir kez daha çok iyi bildikleri bir politikayı uygulamışlar. “Önce sorun çıkar. Sonra çözüm sun.” 

Bir bilgiye göre de bu aşamadan sonra Paris Rothschild’in finansman desteği ile Standart Oil’in Rus Petrollerini rafine etme şansı bulmuş ve petrol boru hatları döşenmiş.

Yani Amerikan hükümeti tarafından Standart Oil’in karşısına zorluk çıkarılmış, sonrasında sorun Rothschild Ailesi tarafından çözülmüş ve Rockefeller Ailesi’nin petrol ağı yaygınlaşmıştır.

Daha da kısa bir deyişle;

Amerika’yı kontrol altında tutacak aile bulunmuş.

1879 yılı Amerika’nın dönüm noktası olmuş yani.

Sonrasında ise J. Davison Rockefeller Amerika’nın ilk milyoneri olmuş ve petrol sayesinde muazzam bir servete ulaşmıştır.

Görünüşe göre ise büyük plan bu aşamadan sonra uygulamaya konulmuştur.

Süper güç Amerika, Amerika üzerinde söz sahibi olan Rockefeller Ailesi ve karşılarına çıkarılması planlanan SAHTE MESİH.

Bu komplo dizisinin sonuçları çok önemli. Ancak bana göre en can alıcı kısmı burası.

Çünkü dünya tarihinde “Mesih gelecek. Büyük İsrail’i kuracak. Dünyayı yönetecek.” yalanı kadar büyük bir yalan daha yok.

Bunun yanı sıra tüm islam ülkelerine yakın zamanda yayılmış ikinci büyük yalan ise “Mehdi ortaya çıkacak. Mesih’e yol gösterecek.”

Tüm bu olaylar yaşanırken erişebildiğim kaynaklardan mesih ve mehdi olarak tabir edilen inanışları araştırabildiğim kadar araştırdım.

Bu olaylar başladığında bana Youtube’dan gösterilen bir video vardı.

O videoda Necmettin Erbakan diyordu ki “Tevrat Kabala’ya göre tahrip edilmiştir.“. Burada linkini de paylaşıyorum. 4. dakika 45. saniyeyi izlerseniz görebileceksiniz.

Aynı video da diyor ki bir Siyonizm felsefesi olarak “Bizim mesihimiz yer yüzüne inecektir.”

Video linki: https://www.youtube.com/watch?v=nDFwmOxARiM

Yani mesih fikrinin dünya sahnesinde bu kadar ayyuka çıkması Siyonizm ideolojisiyle yayılmış.

Rothschild Ailesi’nin tarihi yapılanmasına baktığım zaman ise,

Siyonizm ideolojisinin ortaya çıkışıyla birlikte bu yöne yöneldikleri görülmekte…

Siyonizm aslında Filistin’de bir devlet kurma ideali değil, gizli bir cemiyettir ve Rothschild Hanedanı tarafından yönetilmektedir.” (Turgut Gürsan – Rothschild Hanedanlığı Sayfa 213)

Bu fikrin dünya tarihinde canlanma tarihi ise 1890. (Wikipedia)

Her ne hikmetse, Rockefeller Ailesi’nin Amerika’daki mutlak yükselişinin başlangıç tarihinden sonra ortaya atılmış bir ideoloji.

Ayrıca merak uyandıran bir konu ise 1880 de yahudiler için Amerika ve İngiltere’nin kapılarını açmamış olması.

Üstün ırk teorisini benimseyip bu yönde ilerleyen bir zihniyet İngiltere’nin tüm yönetimi elindeyken neden Yahudilere kapısını açmaz ki?

Çünkü Rothschild Ailesi baştan beri Mesih yalanını ortaya atacaklarını ve bu yönde bir komplo hazırlayacaklarını biliyorlardı.

En azından olayları kronolojik sıraya dizdiğimizde bu düşünce ortaya çıkıyor.

Burada önemli olan soru şu. “Neden siyonizm ideolojisi ortaya atıldı?”

Kitapları okurken şöyle bir şeyle karşılaştım.

“Rockefeller Ailesini incelediğimizde, resmen “Protestan” olduğunu görüyoruz. Ama bu protestanlığın “judaizer”(Yahudici/Yahudi Sempatizanı) misyonunu bolca taşıyan bir tür olduğu da açık bir gerçek. (Ali Kuzu – Rockefeller Ailesi Ölüm İmparatorluğu Sayfa 99)

Yani benim anladığım kadarıyla Rockefeller Ailesi’nin Yahudi sempatisi ile aynı noktada buluşabilmek adına Siyonizm fikri ortaya atılmış.

Tekrar yazılı olanlara dönecek olursak,

Kabala, MÖ 4. yy’da ortaya çıkmış ancak orta çağ da Sefer ha Zohar olarak yazılı hale getirilmiş.

Tevrat da tahrip edildiğine göre burada akıllara şu soru geliyor.

“Tahrip edilmiş ve değiştirilmiş bir şeyde yazılanların doğruluğuna ne kadar güvenilir?”

Kabala’nın mesih inancına göre, tevrat tahrip edilmiş ve Yahudi Krallığı fikri ortaya çıkarılmış.

İsteyen istediği şeye inanmak da özgür tabi ki…

Ancak kutsal olarak nitelendirilen kitaplara baktığımız zaman Tevrat, Zebur ve İncil’in tahrip edilerek günümüze kadar ulaşmadığı, Kuran’ın ise bozulmadan kaldığı inancı var.

Kuran inancına göre ise son peygamber kendi peygamberleri. Yani sonrasında gelen giden olmayacak.

Mehdi inancı ise mezhepler arası farklılıktan başka bir şey değil.

Hadis(Muhammed’in söylediği ancak yazılı olmayan) lere göre Mehdi ortaya çıkacak inanışı olsa dahi, bazı mezhepler kendi liderlerini Mehdi olarak kabul etmişler.

Yani İslamiyet’te de bu konu ile ilgili kesin bir bilgi yok.

Benim buradan çıkardığım sonuç ise Rothschild’ler dinler içerisindeki mezhepsel farklılıkları kendi amaçları doğrultusunda çarpıtarak gayet iyi kullanmışlar.

Gerçi halen de kullanmaktalar.

Bugün bile benim bu yazdıklarımı insanların inançlarına hakaret olarak kabul ettirmeye çalışacaklarına adım gibi eminim… Neyse…

Kimsenin inancında gözüm yok. İsteyen istediğine inanabilir.

Ben sadece mevcut durumu yaşanılanları da göz önünde bulundurarak analiz ediyorum hepsi bu.

Konuyu dağıtmadan,

Bana göre dünyanın en büyük yalanı bir mesihin beklenişinden ziyade Büyük İsrail’i kurup dünyayı yönetecek olması…

Gerçi Kabala gibi ezoterik bir kitapta mesihçi anlayışın varlığını da halen çözebilmiş değilim.

Her neyse…

4 büyük dinin kitaplarına ve peygamberlerinin yaptıkları hakkında az çok araştırma yapıp bilgi sahibi oldum.

Aklıma takılan ise basit bir soruydu. Gerçi halen de cevabını bulamadım. Elbette Nathan’ın buna bir cevabı vardır.

Araştırıldığında;

Peygamber sıfatıyla adlandırılan kişilerin belirli bir yöredeki insanların davranış ve kişilik yapısını düzeltmek, onlara doğru yolu göstermek amacıyla gönderilmiş kişiler olduğu görülüyor.

Bir ülke kurmak, onu yönetmek ya da dünyayı yönetmek başka bir şey, insanları kötü alışkanlıklarından uzaklaştırmaya çalışarak onlara yön vermek başka bir şey.

Yani buradaki Büyük İsrail’i kuracak kısmını çözemedim.

Yahudi halkını İsrail ve çevresine toplayacak olması kısmını değerlendirdiğimde bir nebze de olsa cevap bulabiliyorum. Yahudiler ondan etkilenecek, herkes onun etrafında toplanacak, onu büyük olarak görecek vs. şeklinde düşünecek olursak belki kabul edilebilir.

Ancak bunun dışında yok ülke kuracak, yok birilerini toplayacak kısmı bana mantıklı gelmiyor. Elbette isteyen istediğine inanabilir. Ancak bence burada düşünülmesi gereken nokta bir yönetici gibi Büyük İsrail’in kurulacak olması fikrinin ortaya atılmış olması…

Her neyse. Bunu isteyen istediği gibi düşünebilir.

Bence Rothschild Ailesi,

Tevrat’ı da bu komploya alet olacak şekilde değiştirmişler.

————————————————————————-

1900 lü yılların başından bugüne kadar bu komplo için yapılmış 3 büyük olay var bana göre…

1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı ve 11 Eylül 2001‘de ikiz kulelere yapılan saldırı.

Kronolojik sıraya göre değerlendirdiğimizde ise 1. Dünya Savaşı’nın çıkışını Rothschild Ailesi’nin planladığını ve şartların oluşması için ortamı hazırladığı görülüyor.

Zaten Sherlock Holmes filminde de kendileri bunu anlatmış.

Burada bahsedeceğim şey tarih kitaplarında yazılanlardan biraz farklı.

O kitaplarda yazmayan amaçlar doğrultusunda çıkarılmış görünüyor.

1. Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı Devleti işgal altına girmiş, sonrasında da Kurtuluş Savaşı başlatılarak işgal devletlerinin ülkeden çekilmesi sağlanmış.

Buradan çıkarılması gereken sonuç ise,

Bugün içinde bulunduğumuz komployu kurabilmek için öylesine büyük bir destanın yazılmasının gerekli oluşu. Çünkü sonucunda hilafet kaldırılmış ve Osmanlı yerine Türkiye kurulmuş.

Türkiye olmasının amacı da tamamen algı operasyonu yapmak ve “İlk insanlar Türklerdi bu yüzden mesihin de Türk olma ihtimali var.” diyebilmek için…

Ahh Nathan ahh. Dedelerin neler yapmış öyle…

Halifelik kaldırılmasaydı gelebilecek bir mesih ya da mehdi halifeye sorularak tayin edilebilirdi çünkü. Halife onun mehdi ya da mesih olduğunu kabul edecek olursa dahi bu sefer İslam ülkelerinde bu durum hızla yayılacak ve istedikleri komployu kuramayacaklardı.

Bu yüzden halifeliği kaldırdılar.

Ayrıca Türkiye’nin yönetimini de kendi istedikleri gibi şekillendirme imkanları oldu.

O günden bu güne ise diğer İslam ülkelerinden farklı olarak da Türk Milleti’ni dinlerinden uzaklaştırmak için her şeyi yaptılar…

Bugün içinde bulunduğumuz durum göz önüne alınarak değerlendirildiğinde gayet başarılı ve amaçlarına hizmet eden bir operasyon olmuş.

Her ne kadar Babil toprakları Irak toprakları olsa da Türkiye’den birini buna aday göstereceklerini planlamışlar yani.

Muhtemelen Daniel’in kayıp mezarının Tarsus bölgesinde olduğu bilgisi de uydurmadır…

Ben yazılanların hepsini sorgularım. İsteyen sorgulamadan istediğine inanmaya devam edebilir..

————————————————————————-

Her neyse. Gelelim 2. Dünya Savaşı‘na…

2. Dünya Savaşı’nın asıl amacı Siyonist amaca göre Yahudileri İsrail’e göç etmeye zorlamak gibi görünse de, benim bu olaydan çıkardığım sonuç başka.

Avrupa Birliği’ni kurmak suretiyle Avrupa’nın ekonomisini kontrol ederek Avrupa’yı kontrol altına almak.

“Avrupa’daki Hristiyan devletleri kontrolümüz altında tutmak için bazen biri veya bir kaçına terörle saldırabiliriz. Bu ülkelerin hepsinin bir araya gelerek karşımıza çıkmaları halinde ise Amerika, Çin veya Japonya’yı bunlara karşı kullanmalıyız. Protokol 7’den alıntı” (George Armstrong Rotschild Para İmparatorluğu Sayfa 143)

Bundan da anlaşıldığı üzere Avrupa’yı kontrol altında tutmak için Yahudi Protokolleri bile hazırlamışlar.

Avrupa Birliğini kontrol etmenin asıl amacı ise;

“Rothschildların Vatikan Katolik Kilisesi’nin hazinesini yönettikleri düşünüldüğünde bir Katolik Bankası kurma fikri baştan mantıksızdır.” (George Armstrong Rotschild Para İmparatorluğu Sayfa 50)

Burada belirtilen gibi sanırım… Vatikan’ı kontrol altında tutmak.

Malum bugün gelinen noktaya bakıldığında Vatikan’ın da kontrol altına alınması mecburi bir durum.

Yani bugünkü komployu göz önünde bulundurarak değerlendirdiğimiz zaman, Dünya(!) Savaşı diye adlandırılarak çıkarılmış büyük savaşlar aslında bu komploya hizmet etmiş…

Burada da bir algı operasyonu var gibi görünüyor.

Tarihte bu savaşlardan daha kanlı savaşlar olmasına rağmen yapılan şeyin algıda büyütülebilmesi için Dünya Savaşı adı verilmiş gibi görünüyor…

————————————————————————-

Sırada ise 11 Eylül 2001 de İkiz Kuleler’e yapılan terör saldırısı var.

Bu saldırıyı her ne kadar Afganistan’da Usame Bin Ladin’in kontrol ettiği terör örgütü yapmış ve üstlenmişse de bu planın Rothschild Ailesi tarafından tezgahlandığı sonucuna varmak zor değil…

Bununla ilgili yazılanlara baktığımız zaman,

“Afganistan ve Irak’ın işgalini hazırlayan Rothschild şebekesidir. 11 Eylül 2001’deki saldırıları tertipleyen ve “terörle savaşı” sürdüren aynı şebekedir.

11 Eylül 2001’den önce, New York’taki ikiz kuleler Larry Silverstein ve Frank Lowy adında iki milyarder Yahudi iş adamı tarafından satın alınmıştı. Bu her iki şahıs da İsrailli liderlerle – özellikle Netenyahu ile- yakın ilişkiler içindeydi. Zaten B. Netenyahu 11 Eylül saldırısından sonra “İsrail için iyi oldu.” demişti.

Dünya Ticaret Merkezi’nin güvenliği Rothschild’lere ait “Kroll Associates” tarafından sağlanıyordu. Bu şirket CIA ve Mossad bağlantılıydı.

11 Eylül saldırılarında kullanılan uçakların üç havaalanının güvenliğinden sorumlu olan ICTS International/Huntsleigh USA şirketleri, R- siyonistleri olan Ezra Harel ve Menache Atzmon’a aitti. Bu havaalanlarının güvenliğini sağlayanlar da eski “Shin Bet” (İsrail İç Güvenlik Servisi ve Karşı İstihbarat Ajansı) ajanlarıydı.

11 Eylül olayları sırasında CIA’nın başında bir siyonist olan George Tenet bulunuyordu. Saldırı olaylarının soruşturulması ise savcı yardımcısı Michael Chertoff’a verilmişti. Chertoff, bir MOSSAD ajanının oğluydu.

Bugün ABD’de geçerli sözde terör karşıtı “Vatansever Yasası”nı hazırlayanlardan biri de Chertoff’tur. Chertoff, 11 Eylül’den sonra kurulan “Homeland Security” (İç Güvenlik) ikinci başkanı olmuştur.

Chertoff, kendisine ait ve “Chertoff Group”a bağlı “Risk Yönetimi ve Güvenlik Danışmanlık” firmasının yöneticilerindendir.

“Homeland Security”e alınan bir çok görevli eski CIA mensubuydu. Bunlardan Michael Hayden NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) ve CIA direktörüydü.

11 Eylül saldırıları olduğu zaman, Pentagon P. Wolfowitz gibi siyonist Neo-Conların kontrolü altındaydı. Pentagon’un mali işlerine bakan Dov Zakheim hem İsrail hem de Amerikan vatandaşıydı. Pentagon bütçesinden trilyonlarca doların kaybolmasından o sorumludur.

11 Eylül saldırıları olduğu sırada Bush yönetimi “Neo-Con”lar tarafından kontrol edilmekteydi. “Neo-Con”ların tamamına yakını Richard Perle, Paul Wolfowitz, Dov Zakheim, Robert Kagan, Douglas Feith, Levis “Scooter” Libby, Dick Cheney, William Kristol ve basın kralı R. Murdoch gibi Rothschild siyonistlerinden oluşmuştu.

Evet, bu çeteye Robert Zoellick gibi Dünya Bankası Başkanı’nı da dahil edebiliriz. Zoellick bu mevkiyi bir başka siyonist Neo-Con olan P. Wolfowitz’den devralmıştı.” (Turgut Gürsan Rothschild Hanedanlığı Sayfa 220)

şeklinde bir yazıyla karşılaştım.

Elbette ki yazılanların doğruluk payını araştırmadım bile…

Çünkü karşıma bu çıktı…

İllüminati oyun kartlarından birisi…

Bu kartlar 1994 yılında, yani Rothschild’lerin planladığı, benim geçirdiğim trafik kazasından sonra piyasaya sürülmüş kartlar…

Bunlar kehanet mi? Tesadüf mü? Hayır…

Tamamen Rothschild’lerin planlarını anlatan şeyler.

Peki bunu yapmalarının asıl amacı ne ?

Amon’u oyuna dahil etmek…

Aslında başta bu yapılanın İslam-Hristiyan çatışmasını körükleyecek bir plan olduğunu düşünmüştüm.

Çünkü sonrasında G. W. Bush’un “Haçlı seferleri başlasın.” şeklinde bir açıklamasıyla karşılaştım.

Ancak Bush sonrasında başkanlık koltuğuna oturan kişinin Müslüman bir lider olan Barack Obama olması, bunun tersi yönde bir düşünce oluşturdu aklımda.

Dediğim gibi Amon’u da burada oyuna dahil etmiş Nathan…

Dediğim gibi belki bu bir Hristiyan-Müslüman çatışması haline gelmedi ancak Amon’un tepkisinin oluşması için yeterli oldu.

Ola ki mehdilik iddiasında bulunacak olsaydım. Benimle Amon’u karşı karşıya getirmek için gerekliydi bu da.

Elbette bu komplo Amon ile benim İstanbul’da karşı karşıya gelmem ve onun ölümü ile başlayacaktı.

Recep Tayyip Erdoğan düzeneği hazırlayacaktı. Ra da devletteki imtiyazını kullanıp olayı benim üzerime yıkacaktı.

Her neyse… Bu konuyu daha detaylı olarak 11. bölümde anlatacağım…

Her ihtimalde sahte mesih ve sahte mehdi komplosu olarak başlayan bu olay benim, Amon’un ve Rockefeller Ailesi’nin yok oluşuyla son bulacaktı…

Yaklaşık 1 yıl kadar Rothschild Ailesi tarafından kurulan komplonun onların dünya hakimiyeti isteğine dayandığını çözmek çok kolay olmadı. Ancak Harry Potter (Kitap Serisi), İçerde (Tv Dizisi), Ezel (Tv Dizisi), Game of Thrones (Tv Dizisi), Prison Break(Tv Dizisi) gibi bir çok yapımın her biri ayrı ayrı bu amaca hizmet etmektedir.

Onların yönetmek istediği dünya sisteminde insan algısını yönlendirmenin çok büyük önemi vardır. Bu yüzden her türlü medya platformunu ellerinde tutarlar.

Medya kanallarını ellerinde tutmalarının iki büyük amacı vardır.

Bunların ilki, istedikleri fikirleri insanların aklına sokmaktır. Bunu ise sadece Youtube’daki videolarda anlatıldığı gibi filmlerin ve dizilerin içerisine sembolleri yerleştirerek yapmazlar.

Bir filmi ya da diziyi izlediğinizde asıl bilinçaltına yerleşen şey o filmin ana fikri ve sonucudur.

Basit bir örnek verecek olursak,

Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar isimli kitabı Rothschild Ailesi’nin finansmanını sağladığı beyaz perdeye taşınmıştır. Bu filmin başlangıcında kim olduğu belli olmayan ve Vatikan için değerli olan bir şahsiyetin cenaze töreni söz konusudur.

Filmin sonunda ise, diğer rahiplerden çok daha genç bir rahip Vatikan’ı yok olmaktan kurtarmış ancak İllüminati ile bağlantısı olduğu ortaya çıkmıştır.

Kısaca bu filmi değerlendirdiğimizde dahi, III. Nathan Rothschild’in, büyük bir merakla Vatikan tarafından izlenecek bu filmde insanların bilinçaltına gönderdiği mesajı görebilmekteyiz.

Rothschild Ailesi tarafından yapılan her film ve dizinin mutlaka bir bilinçaltı mesajı vardır. Bu mesajlar ise sadece söz konusu kişilerin bilinç altına yerleşir.

Tekrar etmekte fayda vardır. III. Nathan, insanların bilinçaltına verilen mesajları çok iyi organize etmektedir.

Bu yöntem ile bütün dünyayı tek bir ülkeye, aileye ya da bir kişiye düşman etmenin çok çok kolay olduğunu kendileri çok iyi bilmektedir.

Başka bir yapım ise Amerika’da sevilerek izlenen Prison Break dizisidir. İdam’a mahkum olan bir adam ve onun İnşaat Mühendisi süper zeka kardeşi.

Komplo sonucu idama mahkum olan Lincoln’u süper zeka kardeşi kurtarır ve tüm planlar bozulur.

Aslında bu dizinin yayınlandığı tarihe baktığımızda amaç bellidir. “Eğer kardeşim bana yardım ederse bütün planlar bozulabileceğinden onu benden uzaklaştırmak gerekmektedir.” yalanı ile yola çıkılmıştır.

  1. Benim kardeşim benden hiç bir zaman daha zeki olmamıştır.
  2. Benim kardeşim bana hiç bir zaman o kadar düşkün olmamıştır.

Ancak;

Anlaşılan o ki, Nathan onu kullanmayı planlamış ve onun benden ayrılması gerektiğine birilerini inandırmak istemiş. Bunda da başarılı olmuştur.

Kaldı ki Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin 197.bölümünden itibaren Sarp karakteri ile temsil edilen kişinin kardeşim olduğu açıkça ortada olup, Margaret Thatcher’ı temsil eden Margaret Theodora karakteri tarafından desteklendiği görülmektedir.

Konuyu dağıtmadan…

Burada Nathan’ın kitleler üzerinde uyguladığı algı operasyonlarından bahsetmeyeceğim bile. Zaten Türkiye’de bu algı operasyonlarını sosyal medya ve diğer medya kanallarından muazzam bir başarı ile yürütmektedir.

Zaten Recep Tayyip Erdoğan’ın da bugüne kadar başkanlık koltuğunda kalabilmesinin en büyük faktörü Nathan’ın yaptığı bu algı operasyonlarıdır.

Sonuç olarak,

Rothschild Ailesi tarafından yapılan bu komploda, Rockefeller Ailesi’ne beni zaten ölmeyi hak edecek şekilde algı operasyonlarının yapıldığını tahmin etmek çok zor değildir. Çünkü zaten komplonun amacı onların beni öldürmek istemesi ve bunun sonucunda Rockefeller Ailesi’nin ve benim yok olmamdır.

Sadece benim ilgimi çekecek yapımlarda ise David Rockefeller olabildiğince kötülenmiştir. Ezel dizisi haricinde Rockefeller Ailesi hakkında kötü algı yaratmayan yapım yok gibidir.

Burada da benim onlara karşı mücadele içerisine girmem hedeflenmiştir. Hatta ailem ve çevreme yapılanların dahi tek sorumlusunun David Rockefeller olduğu algısı yaratılmaya çalışılmıştır.

Aslında bunda da çok başarılı olmuşlardır. Yaklaşık 9 ay gibi bir süre boyunca bana yapılanların tamamının Rockefeller Ailesi tarafından yapıldığını bana düşündürmeyi başarılı bir şekilde sürdürmüşlerdir.

Bunun dışında ise, sırf Amerika hakkında kötü algısı yaratabilmek için her yolu denemişler ve bunda da gayet başarılı olmuşlardır.

İkinci büyük amaçları ise;

Doğrudan kendi hayal güçlerini geliştirebilmek içindir.

Senaryo yazarak kendi hayal dünyalarını genişletmekte, diğer insanlarda istedikleri algıyı oluştururken, usta bir satranç oyuncusu gibi bir sonraki hamleyi tahmin etme olasılıklarını arttırmayı hedeflemişlerdir.

Yani izlenenlerin tamamı onların bir sonraki hamleyi tahmin etmesinden başka bir şey değildir.

Ancak bu yapımları izleyenler, senaryoyu yazanın hangi düşünce ile yazdığını düşünmek gibi bir olaya girmeyeceği için, film, kitap ve dizi gibi yapımlarda izlenilen doğrudan bilinç altına yerleşmektedir.

Kitap okumanızı istemezler. Çünkü kitap okumak hayal gücünü geliştirir. Bir insan kitap okurken aynı zamanda onu zihninde canlandırır.

Daha önce de söylediğim gibi, dünyayı veya Türkiye’yi nasıl yönettiğiniz ile ilgilenmediğim için burada kitlelere uygulanan algı operasyonlarından bahsetmeyeceğim.

Konunun dışına çıkmamak adına, onların dünya hakimiyetini amaçlarken kişiye özel yaptıkları algı operasyonlarını anlamak çok önemli. Çünkü Nathan bunu en ince ayrıntısına kadar düşünüp başarılı bir şekilde uyguluyor.

(to be continued)

Aslında bu konuda yazılması ve incelenmesi gereken çok şey var.

Ancak Antik Mısır’ın tarihiyle ve firavunlarla fazla ilgilenmediğim ve araştırmadığım için yazabileceklerim kısıtlı.

Malum ben burada yazdığım şeyleri yazmadan önce defalarca düşünüp öyle yazıyorum.

Hatta daha sonrasında da defalarca kez dönüp okuyorum.

Gelelim konumuza…

1 Dolar’ın Üzerindeki Piramit

 

John F. Kennedy suikasti ile aynı yıl basılmış olan 1 doların üzerine konularak aslında her şey ifade edilmiş.

Para imparatoru olarak kendilerini adlandıran Rothschild Ailesi değil mi bunun tasarımını yapan?

Evet…

Mısır piramitinin üzerindeki göz antik mısır firavunlarından Horus’un gözüdür.

Ancak sanılanın aksine bu göz Horus’un var olan gözü değil, Seth tarafından çıkarılmış olan iki gözünden kayıp olanıdır.

Ayrıca piramitin tamamlanmamış olması ise henüz erişilemeyen dünya hakimiyetini temsil eder.

“Novus ordo seclorum” ise piramit tamamlandıktan sonra başlayacak olan “Yeni Dünya Düzeni” ni temsil etmektedir.

Rothschild ve Horus arasındaki bağlantı ne alaka?

Eski Mısır’da firavunlar o kadar çok altına sahipmiş ki sayısı ya da miktarı bilinemeyecek kadar fazlaymış.

Bütün zenginlik firavunda olup geri kalan insanların tamamı köle olarak yaşar ve firavunun onlara verdikleri kadarıyla yetinmek durumunda kalırmış.

Böylelikle Antik Mısır’daki firavunlar kendilerini tanrı sanarmış.

Rothschild Ailesi’nin dünya üzerinde kurdukları ekonomik sömürü sistemi ve sahip oldukları mal varlıkları düşünüldüğünde, kendilerini koydukları noktayı görmek çok zor olmayacaktır.

Aslında düşündükleri dünya hakimiyeti tamamen Antik Mısır firavunları ile aynıdır.

Horus konusuna gelince;

Tüm bu olaylar 2020 Nisan ayında başladığından bu yana erişebildiğim bütün dini bilgileri okudum. Tanrı, mesih, mehdi ve antik mısır ile ilgili bir çok film ve dizi izledim.

Mısır Tanrıları adlı filmde içinde bulunduğumuz durumun bizzat anlatıldığını gördüm.

Oradaki hırsız ben oluyorum.

Bu yüzden de;

Bütün bu oyunların başından bu yana babamı kullanan Nathan benim hırsızlığa yönelmem için her türlü yolu denediğini açıkça söylemeliyim.

Burada söylemek gerekir ki benim babam beni suça yöneltmek için hayatı boyunca her şeyi yaptı.

Yani sizin anlayacağınız Nathan kendi fantezilerini gerçekleştirebilmek için beni sahte mesih, sahte mehdi olarak gösterdiği yetmezmiş gibi bir de hırsız yapmaya çalışmış..

Şu anda içinde bulunduğum ekonomik sıkıntının dahi nedeni bu. Bu konuya da 11. bölümde daha detaylı değineceğim.

Zorda kalınca birilerinden çalacağımı düşünüyor. Nasıl bir düşünce yapısıysa artık…

Sonuç olarak;

1963’te çekinmeyip 1 doların üzerine Horus’un kayıp gözünü koyan Nathan’ın amacı açıkça bu konu araştırıldığında ya da araştırmaya dahi gerek duymadan filmi izlediğinizde anlaşılıyor…

Amerika ve Rockefeller Ailesi’ne kurulmuş bu komplo da nasıl bir algı yönetimi yapıldığını da buraya eklemeden geçecek olsaydım yine bu komplonun önemli bir kısmı eksik kalmış olacaktı..

Amerika’da Türk düşmanlığı, Türkiye’de ise dünyanın en kötüsü Amerika algısı var.

Malum 6. Filo olayları ile başlayan bu süreçte Amerika’nın Türkiye’deki yaptığı onca şey görmezden gelinemez.

Ancak benim ilgilendiğim kısım ise bu yapılanların amacı…

Beni asıl düşündüren şey ise;

Geçen sene Trump’ın açıklamasına göre 1 trilyon dolar askeri bütçesi olan bir Amerika’dan söz ediyoruz. Böyle bir ülke neden Türkiye’ye düşman olup bu denli gereksiz bir üstünlük çabasına girer ki?

Türk Askeri’nin başına Süleymaniye’de çuval geçirilmesi,

Türkiye’ye uygulanan ambargolar,

Yapılan darbeler,

CIA ajanlarının Türkiye’deki geçmiş faaliyetleri,

Fethullah Gülen’in Amerika’da barınıyor olması vs.

gibi daha burada sayamayacağım bir çok nedenden dolayı Amerika’nın Türkiye’deki sicili gayet bozuk durumda…

Ancak benim burada asıl bahsetmek istediğim şey bunların dışında yapılan algı operasyonları…

Az bilinen şeylerden de ziyade yapılanların insanlarda oluşturduğu düşünce…

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından örnekleri çoğaltmayacağım.

Eski bir CIA ajanının bir açıklaması;

Amerika’nın çıkarlarına ters düştüğünde müdahale etmekten kaçınmayız. (Bill Clinton 1993)

Bu açıklamayı elbette ki Youtube’daki bir çok videoda ve konu ile ilgili kitaplarda görebilirsiniz.

Amerikan kapitalizminin temel amacı, BÜTÜN ZAYIF ÜLKELERİN hammaddeleri ve ulusal pazarlarını kendisi için açık birer kapı olarak tutmaktır. Bunun için diplomasi ve gerekirse zor kullanılmalıdır. (Wilson 1902)

Peki içinde bulunduğumuz durumda bunu nasıl kullanmaktalar?

Evet yanlış duymadınız…

Bunu söyleyen bir ABD başkanı ve diplomasi olmazsa zor kullanırız diyor!

Nasıl yani sayın başkan?

Yer altı kaynaklarımı sana vermek istemiyorum, askeri gücümü kullandırmak istemiyorum, ülkemin sınırlarını sana açıp sana askeri ve stratejik bir üs vermek istemiyorum, senin çıkarların için sınırlarımı terör örgütlerine açıp onları unsurların olarak kullanmana izin vermek istemiyorum!..

Ne olacak şimdi?

El Cevap: Ya güzel güzel verirsin, istediğimi yaparsın ya da seni işgal ederim! (Küresel Sırlar Sayfa 74 – Kursad Berkkan & Koray Kamacı)

Daha iyi açıklanamazdı değil mi? Kitaplarda gayet açıkça anlatılmış herşey…

Bunun yanı sıra yakın zamanda gündem olan Wikileaks belgeleri ile CIA ve Amerika’ya dair bir çok gizli bilginin deşifre edildiği ve Wikileaks sitesinin halen yayında olduğu ortada.

Wikileaks’in kurucusu olan Julian Assange ise Amerika’ya teslim edilmeyerek İngiltere’de koruma altına alınmış gibi görünüyor…

Bu açıklamalarla neyi amaçladıklarına geçmeden önce Rockefeller Ailesi hakkında yazılanları biraz gözden geçirdim…

En başta karşıma çıkardıkları David Rockefeller’in Türkiye itirafları şeklinde bir haberdi.

Haberin linki: https://www.yeniakit.com.tr/haber/iste-yahudi-rockefellerin-soke-eden-turkiye-itiraflari-291406.html

Daha sonrasında yaptığım araştırmalarda ise doğruluğundan emin olamadığım bilgilerle karşılaştığımdan dolayı internette “Rockefeller Ailesi Ölüm İmparatorluğu” isimli bir kitapla karşılaştım.

Kitap halen satışta.

Bu kitapta Rockefeller Ailesi’ni insan algısında olabildiğince kötüleyecek bir çok bilgi mevcut. Merak edenler kitabı alıp inceleyebilir.

Kitabın Satış Linki: https://www.dr.com.tr/Kitap/Rockefeller-Ailesi/Ali-Kuzu/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Dunya-Politika-/urunno=0000000667300

Benim burada değinmek istediğim konu ise başka.

Amerika’yı ve Rockefeller Ailesi’ni kötüleyen kitaplar ve videoların olması, insanların algısına kötü olarak yerleşmeleri neye yarar ki?

Sonuçta Amerika dünyanın süper gücü.

Rockefeller Ailesi de Amerika üzerinde söz sahibi…

Evet. Güç anlamında kimsenin gücü yetmez. Ancak onların göremediği şey şu.

Yapılan bu algı operasyonları Amerika ve Rockefeller Ailesi’ne karşı yapılacak olası bir ihaneti(komployu) insanların algısında meşrulaştırır.

Yani insanlar Amerika ve Rockefeller Ailesi’ne bir komplo düzenlendiğini bir şekilde öğrenirse dahi “Zaten hak etmişti. İyi oldu.” şeklinde tepki vereceğini bildikleri için Rothschild Ailesi bu algı operasyonunu da iyice hesaplayarak bu komployu hazırlamış…

Rothschild Ailesi’nin Hollywood’u elinde tuttuğunu daha önce anlatmıştım.

Sadece Hollywood ile kalmayıp Türkiye’deki bir çok yapımda da onların imzası bulunmaktadır.

Örneğin, yapım yılı 1976 olan Yeşilçam’ın “Tosun Paşa” filminde sahte mesih komplosunu anlatmışlardır. Oradaki sahte mesih hikayesinde kendi himayelerindeki bir fedaiyi tosun paşa olarak çıkarmışlardır. Bugün ise buna gerek kalmadığını düşünüp çeşitli yönlendirmelerle sahte mesihi yönlendirebileceklerini düşünmüş olacaklar ki kendi kuklalarından birini seçmeyerek böyle bir yola başvurmuşlardır.

Her neyse…

Gelelim senaryosu Rothschild Ailesi’nin imzasını taşıyan diğer yapımlara…

 

1. Yapıt : Harry Potter Roman Serisi

Harry Potter roman dizisi beyaz perdeye aktarılmıştır. Aslında Harry Potter roman dizisinde her şey açık ve net ortaya konulmuştur.

Romanın konusuna bakacak olursak;

Büyü dünyasındaki Karanlık Lord’un öldürmeye çalıştığı ancak öldüremediği bir çocuk ile başlayan bir hikaye. Hayatta kalan çocuk Harry Potter. Roman serisinin sonunda Karanlık Lord ölmekte.

Harry Potter = Sahte Mesih (Ben)

Karanlık Lord = David Rockefeller

Film serisini izlediğinizde Sirius Black(Kurtlar Vadisi – Amon)’in ölümünden sonra Karanlık Lord’un ortaya çıktığını, ölüm yiyen işareti ile Blue Beam teknolojisinin nasıl kullanıldığını, film serisinin sonuncusunda Karanlık Lord’un insanları nasıl korkutarak Harry Potter’in peşine düştüğünü ve biraz daha derinlemesine incelerseniz oradaki karakterlerin çoğunun gerçek hayatta var olduğunu göreceksiniz.

Mürver asa’nın inancı, Karanlık Lord’un yılanı Nagini’nin Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil ettiğini de görmeniz zor olmayacaktır…

Albus Dumbledore’un Nathan Rothschild’i temsil ettiği bu yapımda nasıl kendini bembeyaz sakallı ak pak bir görüntüde gösterip iyi algı oluşturmaya çalıştığını, David Rockefeller’i Karanlık Lord diyerek kötü algı oluşturmaya çalıştığını da görebilirsiniz…

 

Yapıt 2 : İçerde (Türk Dizisi)

Bu dizi de yine D. Rockefeller ile beni karşı karşıya getirdiklerini anlatan bir dizi. Hayatım boyunca karşıma çıkarılan tüm sorunların sorumlusu olarak D. Rockefeller gösterilmiş. Ancak benim içerden biri olabileceğimi, kendi kuklaları gibi olabileceğimi sanmışlar. Mestan(Amon)’un ölümü burada da dile getirilmiş. Yine aynı şekilde Hasan-Alyanak(Erdoğan)’ın bu ölümü planladığı da diziyi izlediğinizde görebileceğiniz sahnelerden.

 

Yapıt 3 : Kurtlar Vadisi Pusu

Siyonist bir yapım olan Kurtlar Vadisi dizisinde Polat Alemdar’ın Recep Tayyip Erdoğan’ı, Süleyman Çakır’ın ise Fethullah Gülen’i temsil ettiğini anlamak çok zor değil. Biri düşerken diğeri onun kaldığı yerden devam ederek yükseliyor.

Rothschild’lerin kahramanı Recep Tayyip Erdoğan…

Dizide Polat Alemdar’ı mason ritüellerinde görebilmeniz mümkün.

Dizide bahsedilen “İhtiyar Heyeti” siyonist yapılanmadaki “İhtiyar Heyeti” nden başka bir şey değil.

Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin 197. bölümünden itibaren Murat ve Sarp adında iki karakter giriyor diziye. Bu iki karakter benimle kardeşimden başkası değil tabiki.

197. bölümden itibaren siyonistlerin başı(aksaçlı) olan Polat Alemdar(Recep Tayyip Erdoğan), Tapınakçıları yok ediyor. Murat’ı da nasıl kullandıklarını orada gösteriyor. (Lan ben kendimi size kullandırır mıyım..)

Her neyse…

Tapınakçılar kimdir masonlar kimdir bilemediğimden bu konuyu da araştırıp öğrenmek zorunda kaldım. Ne gerek vardı ise…

Oradaki “Yüce Majeste” ise David Rockefeller’dan başkası değil.

CFR onayı ile o koltuğa oturan Recep Tayyip Erdoğan yani dizideki Polat Alemdar, tapınakçıların hanedanlığını yıkıyor.

Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin son sezonunda ise Tapınakçıları yıktıktan sonra onların Türkiye’deki uzantılarını yıkıyor.

David Rockefeller ile Rahmi Koç’un fotoğrafını “Rockefeller Ailesi Ölüm İmparatorluğu” isimli kitapta gördükten sonra her şey daha net bir şekilde ortaya çıkmış oldu.

Bizim RTE yani Polat Alemdar, Rockefeller Hanedanı’nı yıktıktan sonra Koç’u da ortadan kaldırma görevi almış.

Dizi Youtube’da var. Ancak yapım şirketinden orjinallerini temin ederek izlerseniz ne dediğimi daha rahat anlayacaksınız.

 

Yapıt 4 : Ezel (Türk Dizisi)

Ezel…

Tüm yapıtların içinde en sevdiğim.

Kabala esintilerini taşıyan bu dizideki başlıca karakterlerin kimi temsil ettiğini belirteceğim. Gerisini siz izleyip çözersiniz.

Ramiz Karaeski = David Rockefeller

Kenan Birkan = Nathan Rothschild

Cengiz = Recep Tayyip Erdoğan

Eyşan = Ra (İngiltere)

Ali = Amerika

Tevfik = CIA

Sekiz = Amon

Yusuf Eğir = İsrail

Ezel = Burak Söylemez

Temmuz = Mossad

Orada Amon’un ölümünü, Ra’nın nasıl olaya tanıklık ettiğini, Nathan’ın nasıl olayları organize ettiğini göreceksiniz.

Evet. Benim zekam ile David Rockefeller’in gücü birleşseydi ortaya çıkacak senaryo buydu.

Bu dizide de David Rockefeller’in öldüğünü görmek mümkün. Nathan da ölüyor dizinin sonunda ancak D. Rockefeller ortadan kaldırıldıktan sonra Nathan’ın ölümünün pek bir önemi kalmıyor. İlla ki onun yerine geçecek başka bir Rothschild vardır onlarda.

 

Yapıt 5 : The Matrix

Sevdiğim yapıtlardan biri daha…

Aslında bu filmde içinde bulunduğumuz durum açıkça anlatılıyor.

Öncelikle Morheus’un David Rockefeller’i Neo’nun da beni temsil ettiğini bilmeniz gerekmekte.

Filmi izlediğinizde “Kahin” in Neo’ya aslında “O” olmadığını söylediğini fakat Morpheus’un ona inandığını görebileceksiniz.

Buna rağmen Ajan Smith ve yanındaki sistemin iki ajanı ile Neo’nun mücadelesinde öldükten sonra tüm şifreleri görmeye başladığını görmektesiniz.

Evet. Orada Neo’nun gördüğü yeşil sayılar 2 lik şifreleme sisteminden başka bir şey değil.

Bu da şu demek oluyor. “Sen o değilsin. Ama biz sistemde şifrelediğimiz şeylerle seni o yapacağız.”

Şimdiki duruma da baktığımız zaman ise;

Youtube, tiktok ve haber sitelerinden yaptıkları göndermelerle beni yönlendirmeye çalıştıkları açık bir şekilde ortada…

Filme göre insanlığın kaderi Morpheus ve Neo’nun elinde.

Yani David Rockefeller ve benim elimde.

Ajan Smith’in Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil ettiği bu filmde, içeriden birini satın alarak Dozer(Amon) u öldürmesi de senaryoya girmiş.

Bugünkü şartlar değerlendirildiğinde ise gerçekten insanlığın kaderinin belki benim değil ama David Rockefeller’in elinde olduğunu görmek zorundasınız. Bu konuya da sonuçlar kısmında daha detaylı değineceğim…

 

Yapıt 6 : Lord Of The Rings

Bu film serisinde ise güç yüzüğünün mesihliği, frodo nun sahte mesih(ben) i, Mordor’un Rockefeller Hanedanlığını, Gandalf’ın ise Nathan’ı temsil ettiğini bilmeniz yeterli.

Frodo’ya eşlik eden yaratık Gollum ise İllüminati’yi temsil ediyor.

Filmin içerisindeki diğer kişilerin kimi temsil ettiğini de konunun içinde olanlar daha rahat çözeceklerdir.

 

Yapıt 7 – Game Of Thrones

Khaleesi’nin Ra(İngiltere)’yı, John Snow’un ise beni temsil ettiği bu yapıtta ise dizinin sonunda Khaleesi tarafından yok edilen şehri göreceksiniz.

Ejderhalar ise islamiyet ve hristiyanlığı temsil ediyor…

 

Ezel dizisinin Cengiz’i, Kurtlar Vadisi’nin Polat Alemdar’ı, İçerde dizisinin Alyanak’ı, Eski Mısır’ın Akhenaton’u, Tevrat’ın Hz. Musa’sı(Hz. İbrahim de olabilir), Rothschild’lerin haini, Kabala’nın “Büyük Yılan”‘ı, mason ve siyonist lider Recep Tayyip Erdoğan…

En büyük kukla sözü yine kayıtlara hakaret olarak geçebilir. Ancak Recep Tayyip Erdoğan’ın iplerini elinde tutan Gepetto Usta(Nathan Rothschild)’nın aile olarak kendilerine “Büyük Kuklacılar” dedikleri için bu tabirin en uygunu olduğu aşikar..

Rothschild Ailesi ile ilgili videonun linki : https://www.youtube.com/watch?v=OVBAOuGY1W8

Benim bu adamla bir alıp veremediğim yoktu. Ülkeyi nasıl yönettiği, siyasi görüşü, kimlere hizmet ettiği de 2020 haziranına kadar umurumda değildi.

Ancak;

2020’nin Haziran ayında bana kurulan komployu Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na ispatladım.

Bu durumu da mail yoluyla İçişleri Bakanlığı müsteşarlarını ve bakan yardımcılarını, Adalet Bakanlığı’nı, HSK’yı ve CİMER yoluyla Recep Tayyip Erdoğan’ı bilgilendirdim.

Hukuki hiç bir dayanağı olmayan bu süreçte tekrar aleyhimde karar çıkması üzerine birilerinin açıkça bana düşmanlık yaptığını anlamış oldum.

Haziran ayından sonra Wikipedia’dan Recep Tayyip Erdoğan’ı geçmişini, AKP’yi, ülkedeki darbeleri, CHP’yi kısacası ülkenin siyasi geçmişini araştırmaya başladım.

Wikipedia’daki bilgilerin ise çoğunun değiştirildiğini gördükten sonra Wikipedia’nın güvenilir bir kaynak olmadığı fark ettiğimde araştırmayı bıraktım. (Bu olayı Harry Potter serisinin Sırlar Odası kitabında bulabilirsiniz. Oradaki Tom Riddle’ın günlüğü günümüzdeki Wikipedia.)

Bunun sonrasında Youtube’da bir video ile karşılaştım.

Video’nun Linki: https://www.youtube.com/watch?v=B46u8Rtg65g (AKP’yi kuran Siyonizm’dir.)

Bu videodan sonra telefonumun anlık olarak dinlenildiğini farkettim.

Sonrasında ise bazı mahkeme evraklarındaki eksiklikten Fetöcülerin hala korunduğunu eksik evrakların olması dolayısıyla ortaya çıkardılar.

Bunun ardından ise Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında bu dinlemeleri kullandıklarını çözdüm.

Bu operasyonlardan sonra herkesi dinleyip, kendilerine karşı olacak herkesi tek tek tespit ettiklerini farkettim.

Sonrasında da 1960’da CIA ile iyi ilişkileri olan Alpaslan Türkeş’in başlattığı darbenin komutasını Türk Ordusu’nun devir aldığı ve Adnan Menderes’i astığı olayın intikamının 15 Temmuz’da alındığını…

Bu kadar şeyi ortaya çıkarmışken Youtube’da bu adamın hain olduğuna dair bir video yayınladım.

Sonrasında bu adamın geçmişini araştırırken futbol oynamak ve şiir okumak dışında bir meziyeti olmayan biri olduğunu farketmem uzun sürmedi.

Belediye başkanı dahi olmadan önce FBI ajanları ile çekilmiş fotoğrafı ise Amerika’da eğitim aldığının kanıtıydı.

Peki FBI ajanları ne eğitim vermiş olabilirlerdi ki Büyük Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a?

FBI ajanlarının suçluları vücut diline göre tespit ettiğini Prison Break dizisinde görebilirsiniz.

Yani bizim büyük başkan yalanları söylerken inandırıcı olması için Amerika’da vücut dili eğitimi almıştı.

Bugün bile konuşmaları izlenildiğinde farklı zamanlarda bir birinin tersi yöndeki açıklamalarında hiç bir mimik hareketinin değişmediği çok rahat görülebilmekte…

Elbette ki bunun üzerine Rothschild’ler de bir şeyler koymuştu. Çünkü onlar da hitabet sanatının önemini çok iyi bilmekteler. Geçmişte Hitler dahil tarihe damga vurmuş bir çok kişi onların eseri..

Onlar da Recep Tayyip Erdoğan’a bol bol şiir okumasını söylemiş olacaklar ki, bugün bakıldığında Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarında vurgu ve tonlamalara ne kadar hakim olduğunu görülebilmekte…

Yani büyük başkan Recep Tayyip Erdoğan, aslında sadece vurgu ve tonlamaları iyi yapmak suretiyle vücut diline hakim bir adam. Önüne konulan metni okuyor o kadar.

Yoksa ne ekonomi, ne siyaset, ne dış politika, ne de kalkınma gibi hiç bir uzmanlık alanı olmayan biri.

Bu ülkede kahraman olmak için ya cephede mağrur olacaksın, ya da cezaevinde mağdur…

Bu düşünce ile okuduğu şiirden dolayı 4 ay hapis yatıp daha sonra din sömürüsüyle başbakan olmuş bir adamdan bahsediyoruz. Öyle ya namaz kılan, Allah’ı dilinden düşürmeyen adam. Söz konusu din olunca kim karşı çıkabilir ki…

Göreve başladığı ilk 5 sene içerisinde hiç bir zaman alınmayacağımız AB’ye uyum yasaları çerçevesinde bir çok düzenleme yapmış olduğu doğrudur. AB kriterleri baz alınarak yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedeflenmiş, bunda da belirli oranda başarılı olunmuştur.

Ancak tek başına iktidar olduktan sonra Ergenekon’ların Balyoz’ların Fetöcü’lerin ardı arkası kesilmemiştir.

Bir Rothschild düzeneği olan 15 Temmuz darbe tiyatrosu sonrası ortaya çıkmış, kendini kahraman olarak göstermiştir.

Yemişim onun kahramanlığını ben…

Sonunun Adnan Menderes’in sonuyla aynı olacağını söyleyenler yanılıyor…

Adnan Menderes de bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği politikanın aynısını uygulamak suretiyle vatana ihanet suçlamasıyla 1960 darbesiyle indirildi. 1961 de idam edildi.

Ancak Adnan Menderes, Türkiye’yi her ne kadar devamlı Rotschild’lerden faizle para alarak borçlandırmış olsa da aldığı paraları Recep Tayyip Erdoğan gibi yol, tünel, köprü gibi ülkeye katma değeri neredeyse hiç olmayan şeylere yatırmayı kabul etmediğinden darbe ile indirildi.

Aradaki farkı iyi anlamak gerekiyor.

Bugün ise Recep Tayyip Erdoğan dışarıdan aldığı görevi layıkıyla yerine getirmekte.

Olası bir durumda Türkiye’ye katma değer sağlayacak, ülkenin ekonomisini ayakta tutabilecek turizm dışında hiç bir geliri kalmadı ülkenin.

İstihdam alanı yok denilecek kadar azaltıldı bu adam sayesinde.

Aslında yapılan o kadar çok şey var ki. Amacım kimsenin kurduğu dengeyi bozmak değil.

Sadece bu herife karşı başlattığım savaş sonrası adıma açılan 3 ayrı hakaret davası var. Bir de bunun talimatıyla 47 gün yatırıldığım akıl hastanesi.

Akıl hocası Hiram Abas. Masonların büyük üstadı Hiram Abif gibi öldürülmüştü değil mi o da…

Kurtlar Vadisi’nden de hatırladığınız Aslan Amca..

Yani anlaşılması gereken şey şu. Bu adam Rotschild’lerin yetiştirdiği, CFR’ın onayını alarak göreve gelmiş bir adam.

CFR’ın kontrolünü kimin üstlendiği ise kitaplarda yazıyor…

Her neyse…

Sonuca gelecek olursak, bu adam vatanına ihanet etmek bir yana, icazet alarak geldiği yere ihanet ediyor…

Bugün Siyonizm’in asıl amacının Rockefeller Hanedanlığı’nı yok etmek olduğu ve büyük başkan RTE nin aksaçlı olduğu gerçeğini göz ardı etmeden değerlendirirseniz eğer bu adamın ne olduğunu görmek zor değil…

Üzgünüm Recep Tayyip Erdoğan… Hiç bir vasfın olmadan sadece bu komplonun önemli bir parçası olduğun için o koltukta yıllardır oturuyorsun.

Kimse kusura bakmasın.

Bu adama verilecek cezayı ben vermeyeceğim. Zaten kendisinin emrinde polisler var, savcılar ve hakimler var. Hiç bir vasfı olmasa da kendisine gücüm yetmez benim. Şerefsiz!

Sonuçta ben basit sıradan bir insanım…

Kurtlar Vadisi’nde anlatılan KGT, Rotschild’lerin Recep Tayyip Erdoğan için kurduğu illegal ve gayri resmi istihbarat sisteminden başka bir şey değil…

Herkesi izinsiz dinlemenin resmisi mi olur.

Anayasa Mahkemesi’nden el çektirilen üyeleri hatırlayın. Sözde dinlemelere takılmışlar.

Alakası yok. Yapılan şey herkesin telefonundan ortamı dinlemek. Daha sonra da bunu adli soruşturma ile yasal hale getirip önceden yapılan dinlemeleri yasal çerçevede yapılmış gibi göstermekten başka bir şey değil…

Adamın hayatı yalan!

Rotschild’lerin paraya doyurduğu, kim bilir yurtdışı hesaplarında kaç yüz milyar dolar olan bir adam.

Aslında sahte peygamber, sahte mesih, sahte tanrı olarak üzerime yazılan ölüm senaryolarının bir çoğuna ulaştım..

Elbette ki benim ilgimi çekebilecek yapımlarda ölmüyor, ancak ilgilenmediğim yapımlarda öleceğim yazılmış…

Bunu yapmaları dahi bir amaca hizmet etmekte ya neyse..

Sonuç olarak sahte dahi olsa böylesine büyük bir oyundan sonra sahte mesihin hayatta kalması hiç mantıklı değil..

Ayrıca beni anlatan “Harry Potter” roman serisinde de görüldüğü üzere Nathan Rothschild’i temsil eden Albus Dumbledore karakteri “Çocuk ne yazık ki ölecek. Onu Karanlık Lord öldürmeli.” şeklinde açık açık ifade etmiş. Elbette ki buradaki “Karanlık Lord” David Rockefeller’den başkası değil…

Bu sadece yapımlardan bir örnek..

Şimdi gelelim gerçek hayatta planlanan sahte mesihin ölüm senaryolarına…

 

Senaryo 1

1. Aşama : Sahte Mesih – Sahte Mehdi – Sahte Peygamber (Ben) ile Recep Tayyip Erdoğan ile aynı yerde karşılaşması sağlanacak.

2. Aşama : Sahte bir suikast ile onu benim öldürdüğüm iftirası bana atılacak.

3. Aşama : Hollywood sektöründe oldukça etkin olan Nathan sahte görüntüleri ve sahte ses kayıtlarını hazırlatacak. (Ses ve görüntünün taklit edilebilmesi mümkün)

4. Aşama : Nathan’ın çakma devlet tanrısı olan Ra ise devletteki gücünü kullanıp olayı üzerime yıkacak. (Daha önce Adana’da polisleri kullanarak yaptıkları gibi)

5. Aşama : Recep Tayyip Erdoğan öldü denilerek ülkenin ekonomisi çökecek. Medyadan beni terörist ve vatan haini olarak halka yansıtacaklar.

6. Aşama : Kendi ülkemin insanının neredeyse tamamı yaşadığı ekonomik çöküntüden dolayı bana düşman olacak.

7. Aşama : Olmayan idam cezası geri getirilecek.

8. Aşama : İdam edileceğim.

 

Senaryo 2

1. Aşama : Sahte Peygamber – Sahte Mesih – Sahte Mehdi (Ben) Rockefeller Ailesi’nin temsilcisi (Kurtlar Vadisi Pusu – Amon, Terminator 4 – Marcus, Harry Potter – Sirius Black, Batman vs Superman – Bruce Wayne, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz – İlyas Çakırbeyli, İçerde – Mestan, The Matrix – Dozer) karakteri ile aynı yerde olmamız sağlanacak. (Beni öldürmesi için)

2. Aşama : Recep Tayyip Erdoğan tarafından hazırlanacak düzenek ile bu kişi öldürülecek.

3. Aşama : Bu olay da yalancı şahitlerin iftirası sonucu benim üzerime kalacak.

4. Aşama : Polis sorgusunda Ra herkesi ayarlayacak olayı benim yaptığımı anlatacak. Ancak hapise girmeyeceğim.

5. Aşama : David Rockefeller peşime düşmek için Türkiye’ye gelecek.

6. Aşama : Blue beam teknolojisini kullanarak herkesi korkutacak. Adamları peşime düşecek.

7. Aşama :  David Rockefeller ile aynı yerde karşılaşmamız sağlanacak.

8. Aşama : İkimiz de öleceğiz.

 

Senaryo 3

Tüm bunlar olmazsa ve eğer planlar istedikleri gibi gitmezse (ki gitmedi)

Aşama 1 : Bir şekilde Sahte Mesih – Sahte Mehdi – Sahte Peygamber(Ben) in İsrail’le bir şekilde bağlantısı varmış gibi yansıtılacak.

Aşama 2 : Çok zeki olduğum için oyun oynadığım ve yalan söylediğim söylenecek.

Aşama 3 : Bu iftira sonucunda öldürülmem sağlanacak.

Rothscild’lerin hayatımı nasıl mahvederek sahte bir mesih yaratmaya çalıştıklarının, neler yaptıklarının bilinmesi gerekiyor…

Tümüyle Rothschild kurgusu olan bu komploda hayatımı mahvetmek için manevi tüm değerlerimi kullanarak hayatımı nasıl mahvettiklerini açıklamadan bu açıklamalar bir sonuca ulaşmayacak…

 

Sene 1995 – Trafik Kazası

1993 yılında henüz 5 yaşındayken ilkokula başladım. Yaklaşık 1 ay kadar devam ettikten sonra sınıf öğretmenim tarafından parmaklarımın zayıf olması ve yazı yazmakta güçlük çekmem dolayısıyla “Şimdi git. Seni seneye göndersinler. Parmakların çok zayıf.” denilerek okuldan ayrıldım.

Yaklaşık 1 ay kadar gittiğim süre içerisinde harfleri ve heceleri öğrenmiş olmam dolayısıyla evde çalışarak okumayı ve matematiğin dört işlemini kendi kendime öğrendim.

1994 yılında okumayı biliyor olmamdan dolayı sınıf atlayarak ilkokul 2. sınıfa devam ettim.

Anlaşılan o ki Rotschild’ler bu durumu “Doğuştan okuma biliyor.” diyerek yansıtmış ve o tarihte bir araba kazası planlanmış.

Okul çıkışı bir arabanın bana çarpması sonucu kalbim durmuş. Sonrasında hastanede kalp masajı ile tekrar kalbimin çalışması sağlanmış.

Bunu da öldü, tekrar hayata döndü diyerek yansıtmış Rothschild’ler…

Bu olay olmadan önce okula atanan okul müdürü FETÖ’den ceza almış birisi.

Hastanede ilk müdahaleyi yapan doktor cemaate bağlı, aşırı dindar bir adam.

Bu işin içinde oyun olduğu açıkça ortada…

 

Eğitimden Soğutma 

1995’teki kazadan sonra okul hayatımı zorlaştırmak için bütün imkanları kullandılar. Okuldaki diğer öğrencileri bana karşı kışkırtıp sürekli bir kavga ortamı sağladılar.

Her ne hikmetse, kazaya kadar diğer öğrencilerle sorun yaşamayan çocuk kazadan sonra “problem çocuk” haline geldi. Tesadüf mü? Tabi ki değil.

 

Lise ve Üniversiteye Giriş Sınavının Sonuçları Değiştirildi

Sınav sonuçlarıyla oynama yaparak 2001 yılında başarı sıralamasında Türkiye’nin sonuncu Anadolu Lisesi olan Düziçi ÇEAŞ Anadolu Lisesi’nde eğitimime devam etmem sağlandı.

Aynı şekilde üniversiteye giriş sınavında puanlarımda oynama yapılarak, diğer çeşitli telkinlerle Çukurova Üniversitesi Maden Mühendisliği’nde okumam sağlandı.

 

Üniversite Yıllarında İftiralar Başladı

Bilgisayara olan ilgim dolayısıyla öğretim görevlileri ile daha samimiydim. Bir öğretim görevlisinin MSN adresini hackleyerek, MSN listesindeki kişilerden kontör istenilmiş. Daha sonra da söz konusu öğretim görevlisi bölüm toplantısında bunu benim yaptığımı söylemiş. Daha sonrasında bu kişi İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörlüğü’ne kadar yükseldi. Halen de orada görevine devam etmekte.

 

Üniversite eğitimine devam ederken mazeret sınavına katılmak için aldığım raporun sahte olduğu öne sürülerek o zaman ki bölüm başkanı Adem Ersoy tarafından şahsıma disiplin soruşturması açıldı. Aynı zamanda bu adam cumhuriyet savcılığına da şikayette bulunmuş. Konunun hiç bir hukuki dayanağı olmadığı halde 1 ay üniversiteden uzaklaştırma cezası ve adli olarak 1 yıl hapis cezası verildi. Dosya yargıtayda. Bu olayda kullandıkları Adem Ersoy ise ödül olarak Adana Bilim ve Teknik Üniversitesi Rektörlüğü’ne atandı. 

 

Kadınlar…

Osmanlı Devleti’ni kadınlar ile yıktığını her fırsatta dile getiren, hatta Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem’i dizi yapan Rothschild’ler bana kadın göndermeden yapamazlardı tabiki…

Annesi babası olmayan ya da anne babasıyla sorunlu bir çok kadını özellikle seçip gönderdiler.

“Biz de ayrılık yok.” diye düşünüp geleneklerine bağlı yaşadığımı iyi bildikleri için hayatıma giren ve değer verdiğim kadınların hayatımı mahvetmeleri için her yolu denemişlerdir.

2005 ten sonra hayatıma ilk giren kadından sonuncusuna kadar Rothschild’lerin yönlendirmeleriyle hayatıma dahil olmuşlardır.

Bunların sonuncusu ise hayatımı mahvedecek bir polis operasyonunda beni tuzağa çekmiştir.

Bu kadınların görevi, maddi manevi bütün doğruları değiştirmek, sigarayla başlamak suretiyle uyuşturucu kullandırmak ve akla gelebilecek her türlü cinsel fanteziyi bir şekilde kabul ettirmekti.

İstedikleri gibi de oldu. Her türlü iğrenç ortama girdim. Her türlü uyuşturucuyu kullandım.

Ancak Nathan Rothschild’in hedeflediği gibi ne sapık oldum. Ne de uyuşturucu bağımlısı…

Televizyonlardan, haber sitelerinden, sosyal medya üzerinden bana sapık demekten çekinmediler. Uyuşturucu kullanırken aldıkları görüntülerimi de şantaj amaçlı kullanmaktan elbette ki çekinmediler.

Açıkça belirtmek gerekirse önüme konulanı, daha doğrusu bana yaşamam için dayatıldığını hissettiğim şeyleri yaşadım.

Umurumda da değil kimin hakkımda ne düşündüğü.

Rotschild’lerin bana gönderdikleri kadınların yaptıklarının detayları çok çok daha fazla..

Beni karalamak için kullandıkları videoları ve ses kayıtlarını, kurdukları tuzaktan dolayı sicilime işleyen yüz kızartıcı “kadın satıcılığı” suçlamasını da istedikleri gibi kullanabilirler.

Hayatım boyunca değil bir kadını, benden daha zayıf kimsenin üzerinden bir fayda sağlamadım. Hayatımı, geçmişimi araştırmak isteyen varsa araştırabilir…

 

Suça Yönlendirmek İçin Ne Gerekiyorsa Yaptılar

Bir çocuk düşünün babası tarafından suça yönlendirilerek büyüyen. Şu an olduğu gibi hayatımın bir çok döneminde maddi imkanlarımdan yoksun bırakmak suretiyle başta hırsızlık olmak üzere suça yönelmem için her yolu denediler.

Ancak bilmedikleri bir şey vardı. Ben ne başka insanların davranışlarını kendime örnek alan bir adamdım ne de başkasının sahip olduklarına bakarak bir şeylere sahip olmaya çalışan bir adamdım…

Bunu da belli oranda başarmış gibi görünseler de, tam anlamıyla istedikleri sonuç çıkmadı ortaya…

Nitekim ben Eski Mısır efsanesindeki hırsızdım Nathan’a göre… Öyle olmalıydım…

 

Kendi Ülkemin Hukukunu Kullanıp Almamam Gereken Cezaları Aldırdılar

Geçmişten bu yana hukuki olarak geçirdiğim tüm süreçlerde hukuki dayanaktan yoksun cezalar almam sağlandı.

Rothschild’lerin 2017 yılında Adana’da bana kurduğu komploda kullandıkları kadın fahişeydi. Adli tutanaklarda algı operasyonu yapıldı. Operasyonu yapan polisler yalancı şahitlik yaptı. Cumhuriyet Savcısı’nın düzenlediği iddianame gerçek dışıydı. Devlet içindeki dengeleri gözeterek Gaziantep’ten sırf bana ceza verdirmek için hakim getirildi. Yüz kızartıcı suçla cezalandırılmam sağlandı. Daha sonra Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suçsuzluğumu ispat ettim. Adana Emniyet Müdürlüğü ve Adana Adliyesi’nde çalışan herkes suçsuz olduğumu biliyordu. Ancak kararlar aleyhime çıkmaya devam etti. Hukuki olarak tamamen haklı olmama rağmen değişen bir şey olmadı.

Daha sonrasında konu ile ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve o dünyanın en büyük kuklası Başkan Recep Tayyip Erdoğan bilgisinin olduğu ortaya çıktı.

Araştırmaya başladım.

Ergenekon, Balyoz ve 15 Temmuz’da Rothschild’lerin kurmuş olduğu istihbarat sisteminin kullanıldığı ve FETÖ yapılanmasını halen algı operasyonlarıyla Erdoğan’ın kullandığı sonucuna vardım.

Elbette bir de benzodiaz ephin gerçeği vardı. İnsanlara benzodiazephin(güçlü bir antidepresan) vererek hem olaylar karşısında aşırı tepki vermemelerini sağlarken aynı zamanda yaptıkları algı operasyonlarının başarı oranını arttırıyordu.

Sonuç olarak Recep Tayyip Erdoğan isimli vatan hainine ve yanındakilere dair hukuki savaş başlattım.

Ne savaş ama…

Adamın ve yanındakilerin vatan haini olduğunu ispatladıysam da, ne Adana Adliyesi ne Ankara Adliyesi ne de Anayasa Mahkemesi verdiğim dilekçeleri işleme koyabildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dilekçemi bile almayarak polis zoruyla bina dışına çıkardı.

Düziçi Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Furkan Polat’a ise talimatı vermiş olacak ki beni akıl hastanesine kapattırdı.

Hukuki olarak başvuru yapıp da sonuç alamadığım o kadar çok dosya mevcut ki.. Hepsi bir şekilde kapatıldı.

Recep Tayyip Erdoğan ise savcılarını kullanarak “Cumhurbaşkanına Hakaret” davası açtırdı. Bu konu ile ilgili daha detaylı açıklamayı 9. bölümde bulacaksınız.

 

Akıl Hastası Olmayan Adamı Deli İlan Ettiler

Aslında bunu yapmalarının iki amacı vardı.

Bunların ilki söylediğim doğrulara insanların inanmaması ve insanlar arasındaki saygınlığımın sıfıra inmesiydi.

İkinci ve asıl sebebi ise en başından bir tarafın diğerine ihanet edeceğini çözmüş olmamdı. Akıl hastanesinde verdirdikleri ilaçlarla da bunu unutturmayı hedeflediler.

Bunun için ilk olarak Adana’dayken evimdeki kadının yemeğime kimyasal koymasını sağladılar. Bu ilaç o an için aşırı anksiyete ve psikoza neden olmuştu. Adana’daki evimden çıkarak Adana Adliyesi’ne gidip orada rezil olmamı amaçlamışlar, böylelikle Adana’daki hakim ve savcılara benim akıl hastası olduğum yalanını söyleyebileceklerini hedeflemişlerdi.

Ancak bu yaptıkları hamle başarıya ulaşmadı. Adana Adliyesi’nin önüne kadar beni sürüklemeyi başarmış olsalar da yaptıkları oyunu farkederek evime dönmeyi başarmıştım.

Nathan Rothschild iyi hatırlıyordur bunu. Gerçi Recep Tayyip Erdoğan da iyi bilir.

Adana’da iken beni akıl hastanesine kapatmayı başaramayınca, Düziçi Adliyesi’ndeki Furkan Polat isimli savcıyı kullanarak -araştırılması için dilekçe verdiğim sırada- dilekçe içeriğini araştırması gereken savcı tarafından göz altına alınarak akıl hastanesine kapatılmam sağlandı.

Ailemin bana ihaneti de burada ilk kez açık açık ortaya çıktı.

Annem savcıyla görüşüp akıl hastanesine kapatılmam konusunda bir gün öncesinden anlaştı. Ertesi gün babam akıl hastanesine kapatılmam için doktorla konuştu. Kardeşim de olayları kendisinin organize ettiğini açık açık söyledi zaten…

Bununla da yetinmeyip beni tanıyan herkese ayrı ayrı akıl hastanesinde yattığımı söyleyerek  saygınlığımı yok ettiler. Gerçi insanların benim hakkımda ne düşündüğü umurumda değil ancak yapılan şeyler birer birer anlatılmalı.

 

İş Hayatımın Bitirilmesi

Yapım gereği başkasının emri altında çalışmak gibi bir durumu en son planda değerlendirmiş biriyim.

Bu yüzden de 2013 yılında, Rothschild’lerin yine beni maddi imkanlarımdan yoksun bırakarak suça yöneltmeye çalıştığı bir dönemde kendime ait web tasarım ajansını kurmayı başardım.

Ancak çeşitli şekillerde engeller çıkardılar. O dönem çok uzun süremeyen web tasarım ajansının faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kaldım.

2016 yılında 11 yıllık üniversite hayatımı sonlandırarak kendime ait maden danışmanlık şirketimi kurdum.

Daha kurar kurmaz Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan şirketimi hedef alan itibarsızlaştırma ilanı ile karşı karşıya kaldım.

2017 yılında ise iş hayatımı tamamen yok olma derecesine getirecek komployla karşılaştım. Yapılan operasyon sonucu 3 ay ev hapsi almam sağlandı. Bu durum ofisimi kapatmam için yeterli oldu.

Resmi kayıtlarda halen şirketim ve web tasarım ajansım mevcut görünmekte. Ancak faal bir çalışma durumu söz konusu olduğu anda müdahale edeceklerini bildiğim için iş konusunda hiç bir etkinlik içerisine girmeyi düşünmüyorum.

 

Daha binlerce detay var…

Hayatımın her alanında değişikliklere sebep olan binlerce detay var. Örneğin üniversiteye giriş sınavından önce tanıştırıldığım maden mühendisi, lise 2. sınıfta değiştirilen branş öğretmenleri, üniversitede aleyhimde çıkarılan dedikodular, latin dansları eğitimi alırken çıkarılan sorunlar, samimi olduğum akademisyenlere yaptırılan şeyler vs. gibi hayatımı istedikleri yönde değiştirmeye çalışan binlerce olay mevcut.

Tamamını burda anlatmak da zaten imkansız.

Ancak Nathan’ın bilmediği şey benim bunların tümünün farkında olmam.

Yanıma gönderdikleri her adamın ne amaçla geldiğini bilmediğimi düşünmesi gerçekten güzel bir his…

Öyle bir mesih düşünün ki bütün bu oyunlar onun başına geldiği halde o “Tanrı” dediğiniz şeyin yardım etmediği…

Öyle bir mesih düşünün ki dünyayı kurtarması gerekirken kendini bile kurtaramayan…

Öyle bir mesih düşünün ki sağlığı bile yerinde olmayan…

Öyle bir mesih düşünün ki var olan sisteme tehdit olarak görüldüğü halde hiç ilgilenmeyip bu oyunların içine çekilen…

Ben söyleyeyim.. Siz de boşuna düşünmeyin. Öyle bir mesih yok.

Benim ne mesihliğim ne peygamberliğim var. Zaten tanrı dediğiniz şey bana öyle bir görev verse dahi kabul etmezdim.

Benim ne birilerini yönetmek gibi bir gayem var, ne de insanlara gittikleri yolun yanlış olduğunu, davranışlarını düzeltmeleri gerektiğini söyleyecek bir yapım.

Benim düzeltilmesi gereken bir sürü davranış bozukluğum varken insanlara nasıl örnek teşkil edebilirim.

Tekrar tekrar söylüyorum. Bu Amerika’ya ve Rockefeller Ailesi’ne kurulmuş bir komplodur.

Tarihi gelişimiyle, edinebildiğim tüm kaynaklardan öğrendiklerimle eğer bunu kanıtlamamış olsam her türlü inkar edebilirlerdi. Gerçi halen inkar ediyorlardır. Delikanlı olacak halleri yok.

Rockefeller Ailesi isterse gelip beni öldürebilir. Onların akıllarında soru işareti kalmasın.

Yoksa 500 yıl Osmanlı Devleti’ni yıkmak için beklemiş olan Rothschild’ler illa ki bir ara öldürürler zaten. Ondan da şüphem yok…

Bu benim savaşım değildi.

Bilmediğim bir savaşın içerisine girdiğim için ise yapabileceğim tek şey dürüst davranmak ve bu oyunu çözmekti.

Sonuçta ise elimden geleni yapıp bu oyunu tüm detaylarıyla çözdüğüme eminim.

Benim içim rahat.

Benim için bu olay burada kapanmıştır.

Dünyayı, diğer devletleri ve Türkiye’yi istediğiniz gibi yönetebilirsiniz.

Hiç bir yere kaçmak gibi bir niyetim yok.

Zaten içinde bulunduğum durum da dışarıya çıkıp yaşayabilecek özgürlüğüm de yok.

Bundan sonrası size kalmış.

Son olarak bazı akla gelebilecek soruları kendim sorup kendim cevaplamayı planlıyorum.

1 sene öncesine kadar deist bir insandım. Bundan sonra ateist bir adam olarak yoluma devam edeceğim. Çünkü artık biliyorum ki eğer bir tanrı varsa bile dünyayı kaderine terk etmiştir…

(to be continued)